İçeriğe geç

Bugün îman kurtarmaya ihtiyaç vardır. Hüşyâr bir kâlble tahkiki imanı elde etmek, yaşamak ve bütün gönüllere nakşetmek zamanıdır. Efendimiz ve Ashab-ı Güzin’i alayiş, gösteriş, zevk, cezbe ve keramet gibi şeylerden tecerrüt etmişlerdir. Sadece, Kur’ân hakîkatlerini yaşamaya ve yaşatmaya çalışmışlardır. Allah, Kur’ân hakîkatleri uğrunda mücadele edenleri; mallarını, canlarını, herşeylerini O’nun yoluna vakfedenleri; böyle bir hayatın çilelerine katlananları; ataletle oturanların, hazlarla, cezbelerle, kerametlerle meşgul olanların üzerine ecr-i azimle üstün kılmıştır.

Ebu Hureyre anlatıyor: Dedim ki, ‘Ya Resûlallah, bana cihaddan daha faziletli bir amel gösterir misin? Cihad olmadığı zaman onu işleyeyim de mücahid-i izamın sevabına mazhar olayım.’ Bana: ‘Siz onu yapmaya kâdir olamazsınız. Çünkü cihadın, mücadele ve mücahedenin dengi amel yoktur.’ buyurdular. Tekrar ettim. O’da: ‘Kâdir olamazsınız’ cevabını verdi. ‘Hiç mi buna yaklaşır şey yok?’ deyince: ‘Mescide kapanırsın, herşeyden tecerrüd edersin. Gece-gündüz kendini oruca, namaza verirsin. İşte o zaman, cihad zamanında mücahede eden müslüman seviyesine ulaşırsın’ buyurdular.[64]

Oturduğu yerde îmandan ve İslâmiyet’ten dem vuran müslüman, Allah yolunda canıyla, malıyla mücadele edenlerle; dünya zevkini nefislerine haram kılanlarla; sıcak döşekte yatma zevkini terkedenlerle; zindan zindan dolaştırılıp hapsedilenlerle; İslâm için ızdırab ve çile çekenlerle bir olmaz. İsterse kerametler göstersin, havada tayaran etsin, Cennet ve Cehennem manzaraları göstersin… Dünyevî imkânlara, makamlara, mansıplara, mal ve mülklere sahip olduğu haldâ hepsine bir tekme vurup Allah yolunda harcayan; tahkiki îmanın kalplere yerleşmesi için canıyla, malıyla mücadele eden; bu uğurda ızdırab ve çilelere kutlanan insan, elbette oturup kendi işi gücüyle uğraşıp kâlbi, ruhu ve bedeni hazlarla, meşgul olan müslümanlardan kat kat efdaldir, makbuldür.

HUZUR DÜNYASINI BULANLAR

71