İçeriğe geç

Elâ inne nasrallahi karib- İyi bilin ki, Allah’ın yardımı yakındır[70] âyeti ızdırapların ve çilelerin ufkunda ulviyetle tecelli etti. Gittiler, o nameye baktılar. Allah’ın adından başka her tarafını güveler yemişti. Cenâb-ı Hakk onun hükümsüzlüğünü bizzat ilan etmiş, müslümanlar da muhasaradan kurtulmuşlardı. İmtihan çilesinin zevali, muvaffakiyet lezzetine inkilâb etmiş. Allah’ın rızasını kazanma, Resûlullah’ın makbulü olma sevinci ve saadetine kavuşmuşlardı.(7

Bulutlu günün kasveti gibi, ızdırap ve çileyle gelen kasvet de neticede yağmurla gelen rahmet ve tatlılık gibi güzelliklere, huzura kalbolur. Bu keyfiyeti idrak edemeyen ve hissedemeyen insan aslî duygularını kaybetmiş demektir. Ümmet-i Muhammed’in huzuru ve İslâm Dünyası’nın kurtuluşu için ızdırap çekmenin lüzumuna inanmayan insan, İslamî hüviyetten uzak demektir. Allah’ın huzuruna gelip, secde etmenin ulviyetini idrak eden mü’minler yeni bir oluş ve doğuşun nüveleridir. Varlarını, yoklarını omuzlayıp Resûlullah’ın bulunduğu ufka gidenlere alem gülse bile, O’nlar Hazret-i Muhammed’i tanıdıkları için Arkadaş göç var, Resûlullah’ın kervanına iltihak var. Ebed yolculuğu, Allah’a gidiş var diyerek omuzlarındaki yükle koşarcasına gideceklerdir.

Bugün de gençliklerinin en heyecanlı devrelerinde, dünyanın binbir cazibesi ve nefsanî anaforların itiş-çekişlerine rağmen üniversite koridorlarındaki, lise çağlarındaki yüzlerce, binlerce gencin eşyalarını omuzlayıp Resûlullah’ın olduğu çile, ızdırap ve mahrumiyet semtine gittiklerini görüyoruz. Sessiz, sakin ama vakur ve emin adımlarla yürüyen Mus’ab’lar ordusunun, Habbab’lar ordusunun yeniden teşekkül ettiğini müşahede ediyoruz.

SAADETİ ARAYAN İNSAN

77