Bütün bu mânâları Resûl-i Ekrem çeşitli hadislerinde ifade buyurmuşlardır. Kısaca İbn Ebî Hâtim’in, Hz. Ali’den rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Sırat-ı müstakîm: Kitabullahtır.”8 der. Böylece kul: “Allahım, beni Kendi kitabına hidayet et, Kur’ân’ındaki maksatları anlamaya muvaffak kıl.” demiş oluyor. Öyleyse bu açıdan اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ Kur’ân-ı Kerim’dir ve kul, Kur’ân-ı Kerim’i istemektedir. Keza, Tirmizî ve Dârimî’nin rivayet ettikleri hadiste: وَهُوَ حَبْلُ اللّٰهِ الْمَتِينُ وَهُوَ الذِّكْرُ الْحَكِيمُ وَهُوَ الصِّرَاطُ الْمُسْتَقِيمُ“Zira o, Allah’ın en sağlam ipi (hablü’l-metin)dir. O, hikmet edalı hatırlatan bir beyan.. ve Hakk’a ulaştıran bir yoldur…”9 denilmiştir.
Bundan da anlaşılıyor ki “Sırat-ı Müstakîm” Azîz ve Hakîm olan Allah’tan bize gelmiş, yani ötelerden elimize uzatılmış nuranî bir iptir. O’na tutunduğumuz ve Allah’tan, Kur’ân’a tutunmayı istediğimiz zaman saadete erecek, insanî semalara çıkacak, insanî rüşdü elde edecek ve Allah’ın tevfîkine mazhar olacağız. Yine hadiste ifade edildiği gibi “Sırat-ı Müstakîm” Allah kelâmıdır. Kul, onunla ilâhî maksatları anlayacak, gereğince hareket edecek ve Allah’ın lütfuyla, Cennet’e girme hakkını kazanacaktır. Ahmed İbn Hanbel’in rivayet ettiği ayrı bir hadis-i şerifte Nevvâs b. Sem’ân Hazretleri Allah Resûlü’nün şöyle buyurduklarını naklediyor:
Dipnotlar
- 8 İbn Ebî Hâtim, et-Tefsîr 1/30, 3/996, 4/125, 1287, 1336, 1386.
- 9 Tirmizî, fezâilü’l-Kur’ân 14; Dârimî, fezâilü’l-Kur’ân 1.