Şehvet duygusunda gösterdikleri orta yol diğer duygularda da aynıdır. Onların dışında bulunanlar da, ya ifrat ya da tefrit içindedirler.
Irz, namus ve bütün mukaddesatı çiğnenirken öfkelenmeyen ve sadece suskun bir tepkiyle olanları seyreden kimse, öfkenin tefritini yaşıyor demektir. Bir de, her şeye öfkelenen ve her hâdisede fırtına koparan tipler vardır ki, bunlar da işin ifratındadırlar. Hâlbuki mü’min, öfkelenecek şeylere karşı öfkelenir ve diğer hususlarda sabırlı davranır. Demek ki, eğer bu duygu verilmeseydi, pek büyük şer husule gelecekti… Belki öfke kendisi de şer gibi görünür, fakat bazen, bu şer birçok hayıra dâyelik yapar. Bu hususta en güzel misal Allah Resûlü’dür: Bir bedevi gelerek cübbesinin yakasından tutar ve çeker. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) gayet sakin ve soğukkanlı sorar: “Ne istiyorsun?” Adam küstahca: “Hakkımı!” der. Ve Allah Resûlü mütebessim bir çehreyle yanındakilere: “Bu adama hakkını verin!” buyurur.12
Aynı insan, hakkın çiğnendiği ve hakikatin horlandığı bir yerde aslanlar gibi kükrer, o işin üzerine yürür ve hakkı hâkim kılacağı âna kadar da dur-otur bilmezdi.
Dipnotlar
- 12 Buhârî, farzu’l-humus 19, edeb 68; Müslim, zekât 128.