Allah’a isyan etmelerine rağmen, haklarında kurtuluş fermanı olabilecek ameller gösterilirken, yine namazın yanında zekâta da yer verilir:
“Allah, İsrailoğullarından söz almıştı ve içlerinden on iki başkan göndermiştik. Allah şöyle demişti: ‘Ben sizinle beraberim. Eğer namaz kılar, zekât verir, elçilerime inanır, onlara destek çıkar ve Allah’a güzel borç verirseniz (Allah için yoksullara yardımcı olursanız) elbette günahlarınızı bağışlar ve sizi altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyarım. Bundan sonra sizden kim de nankörlük ederse, düz yoldan sapmış olur.”118
Günümüzdeki hâliyle bile Tevrat’ı gözden geçirecek olursak, fakir-zengin yakınlaşması diyebileceğimiz zekât hakkında pek çok ifadeye rastlamamız mümkündür. Onlardan bazıları şu şekildedir:
“Gevşek elle işleyen, fakir olur; fakat çalışkanların eli zengin eder.”119
“Çünkü düşkünün derdini hor görmedi ve tiksinmedi; yüzünü de ona örtmedi; bilakis onu imdada çağırınca işitti.”120
“Rabbe ilâhî okuyacağım, çünkü bana cömertlik etti.”121
“Fakire acıyan, Rabbe ödünç verir ve karşılığını Rab ona öder.”122
“Fakiri sıkıştıran, onu Yaratanı hor görür; fakat yoksula acıyan onu izzetlendirir.”123
“Ağzını aç, doğrulukla hükmet ve hakirle fakirin davasını gör.”124
“Çünkü yardıma çağıran düşkünü ve yardımcısı olmayan öksüzü kurtarırdım. Yoksullar için baba idim ve tanımadığım adamın davasını eşelerdim ve zalimin azı dişlerini kırardım ve avı onun dişlerinden koparırdım.”125