İçeriğe geç

Bizde, niçin acaba bu büyük insanlar görülüp bilinmemiş ve bugün de çokları tarafından hâlâ tanınmıyor? Görülmemesi bir galat-ı histir. Batıda, bunlar gözden kaçmaz; zira bunlar orada, düz ovalara nisbet, ara sıra yükselen tepeler gibidirler. Çok yüksek olmasalar da göze çarpabilirler. Buna karşılık, bizdeki zirveler ise mütemadidirler, bütündürler; ölçülememezlikleri bilinmezliklerini doğurmuş. Yani onlar, zirvelerin yan yana gelmesi gibidirler. Çukuru yoktur ki; bilinebilsinler.

Bize gelince, biz vefasızlık ettik ve bu hâle geldik. Biz o âsârı değerlendiremedik. Batı onunla rönesansını tahakkuk ettirirken biz, bir kısım kuruntulardan sıyrılamadık. Kabahat bizde.. ilklerde değil, sonraki mirasyedilerde.. kabahat, deryanın içinde oldukları hâlde, deryanın kıymetini bilmeyenlerde.

“O mahiler ki deryada yaşar, deryayı bilmezler.”

2. Ruh Dünyasının Kahramanları

O’nun ikinci derecede bir buudu, vilâyet.. vilâyet adına Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem), öyle insanlar yetiştirmiş ve açtığı kapı ile öylelerini evc-i kemalât-ı insaniyeye yükseltmiştir ki, kimileri “Perde-i gayb açılsa yakînim artmayacaktır.” der.6 Kimileri, yerde iken Arş-ı A’zam’ı seyreder, kimileri, Hz. Cebrail’in o muhteşem heykelini (varlığını) müşâhede ile kendinden geçer.. kimileri Kur’ân ve Sünnet’in sır buudlarını didik didik eder ve işaretlerden dantelalar örer.. işte, Celcelûtiye, işte Nehcu’l-belâga, işte Mesnevî, işte Fütûhu’l-gayb, işte Füsûs ve Fütûhât!

141