İçeriğe geç

Meselâ bunlardan İbn Cerir, başlı başına bir harikadır. Bakarsınız, tefsirinde, o âyetleri ve hadisleri, zamanüstü yorumlarıyla, semanın yedi kat oluşundan bahseder; arzın ve semanın, bir zamanlar bütün olduğuna ve sonra mevsimi geldiğinde infilak ettiğine dikkati çeker.. yağmurların, rüzgârların temel prensiplerini ve bin sene sonra anlaşılabilecek şeylerden dem vuran bir müfessir ve başlı başına bir dâhidir. İlmî araştırmalar, İbn Cerir’in hayatının her gününe, 15 sayfa düşecek şekilde eser telif ettiğinden bahsederler. Şimdi o, dâhi değil de ya kim dâhidir?

Evet, tefsir sahasında da İbn Cerîr’den Fahreddin Râzî’ye, ondan yüzlerce tefsiri tarayıp kocaman kitaplar hazırlayan İmam Süyûtî’ye ve devrimizin allâmelerine kadar, Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) mektebinde, tefsir sahasında yetişen öyle insanlar vardır ki, eğer bir dönemde, batıda bunlardan biri zuhur etseydi, ona büyük bir âbide yapar ve onu bütün cihana ilan ederlerdi…

Bizim bir İmam Gazzâlîmiz vardır ki, pek çok ilim dalında eşi-menendi yoktur. Batılı, çok az insaflı olabilmiştir.. Bununla beraber bir insaflı ânında Gibb, onu elinde asâsıyla, insanları büyüleyen bir harika ruh olarak resmeder. İmam Gazzâlî’den İmam Rabbânî’ye ve ondan da Bediüzzaman’a uzanan çizgide, Efendimiz’in talebelerinden yüzlercesiyle karşılaşmak mümkündür.

c. Hadis Sahasında

Hadis sahasının devleri ise, apayrı birer ilim ve fazilet âbideleridir. İmam Buhârî, İmam Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, İbn Mâce, İmam Ahmed İbn Hanbel, Dârekutnî, Beyhakî, Dârimî.. evet bütün bunların hepsi tek başına, kendi sahasında, dünyaya yetecek insanlardır. Tabiî ki, teker teker bu şahısların üzerinde durmamız ve onların ilmî yapılarını tahlil etmemiz, hele hedeflediğimiz şeyin hususiyetleri itibarıyla, kat’iyen mümkün değildir.

139