Devlet adamı, idareci, erkân-ı harp kadar ilme de açık o medrese, dünya kadar ilim adamı, düşünce insanı, hukukçu, müçtehit ve mücedditler yetiştirmiştir. Raşit halifelerle başlayıp ilk üç asırda hep kıvrım kıvrım zirvelerde dolaşan bu ışıktan yolun yolcularını sayıp dökme, hem bu kitabın hacmini, hem de bizi aşar. Sadece bir dönemde Mekke’de çobanlık yapan İbn Mesud’a bakmak yeter zannederim.
Kûfe O’nunla bir ilim merkezi hâline gelmiş ve O’nun ilim, irfan ikliminde, Alkameler, Esved b. Yezidler, İbrahim Nehaîler, Hammadlar, Ebû Hanifeler gibi fıkıhta, hadiste, kelâmda yüzlerce, binlerce devâsâ kamet yetişmiştir ki hepsi de her şeyi ile o kudsî me’haze medyun ve O’nun boynu tasmalı kapıkullarıdır. Biz bu büyük gerçeği görmezlikten gelsek de, ilim tarihi bunları değerlendirip kaydetmiştir. Kaydedecektir.. ve bir kısım inatçı ruhlara rağmen, çok yakın bir gelecekte bir kere daha gürül gürül kâinatı velveleye verecektir…
a. Fıkıh Sahasında
Diğer bütün büyük ruhlar, sinelerimizdeki ihtiramla muhat yerlerinde kalsın ve bizi bağışlasınlar. Misal olarak içlerinden birini alıp kısaca onun üzerinde duracak “ve işte böyleydiler” diyerek diğerlerine de atıfta bulunacağız.