Başka türlü çöl aşılamaz, Öküz Nehri’ne, Sindâbâd’a, Çin seddine, Cebel-i Tarık’a ulaşılamaz.. çeyrek asır gibi kısa bir zaman diliminde, buralarda hâkimiyet tesis edilemez.. idare ve asayiş sağlanamaz.. sağlansa devam ettirilemez… Hele geçmiş dinlerin, dinî teşkilatların iğfal, tadlil, tahkir ve tecavüzlerine karşı konamazdı ve bütün dünyaya rağmen bu sistem, bunca badirelere rağmen 12 asır zirvede kalamazdı.
Evet, onlardaki nübüvvet kaynaklı bu deha idi ki, uzun asırlar, cihanın peygamberâne idaresine muvaffak olunabilmişti. Evet, sanki Allah Resûlü gurub ederken, o güneşler güneşi parçalanıyor ve arkadan gelenlere taksim ediliyordu. Ve herkes o Muhammedî fetanetle dünya çapındaki bu büyük işleri temsil ediyordu. Bilmemki böyle bir dönemin eşini tahayyül ve tasavvur etmek mümkün mü? Görmek demiyorum, tasavvur etmek, hayallerde onu bulmak, hatta rüyalarda öyle bir şey misafir etmek mümkün mü? Size bir çırpıda nakletmeye çalıştığım bu isimler ve işaret ettiğim onların misyonları başlı başına değişik araştırmalara esas teşkil edecek mahiyette muhtevalı konulardır.
Biz, İslâm’ın yetiştirdiği bu askerî ve idarî dehalardan sadece ilk aklımıza gelen ve ilklerden sadece birkaçını zikrettik. Bütününü anlatmak ciltler istiabında bir çalışma ister ki bizim bu mini fasılda o konuya ve o çapta yer ayırmamız zaten mümkün değildir. Biz bu konulara dolayısıyla girmiş olduk ve sadece Allah Resûlü’nün, risaletiyle irtibatlandıracağımız hususlar üzerinde durduk. Beklentim ve ümidim, erbabı tarafından bu konuların genişce ele alınıp incelenmesidir. İşte o zaman, Peygamber Medresesi birkaç buuduyla daha iyi ortaya çıkacak ve o sahaların lisanıyla “Muhammedün Resûlullah” dedirtecektir.
1. O Medresenin İlim Dâhileri