Namaza konsantre olma adına abdestten sonra ikinci basamağı ezan teşkil eder. Mü’min, şeytanî duygu ve düşüncelerden sıyrılmaya abdestle adım atar fakat ezanla daha bir derinleşir, inşiraha erer ve içinde tatlı cennet esintileri esmeye başlar. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), إِذَا نُودِيَ لِلصَّلاَةِ أَدْبَرَ الشَّيْطَانُ وَلَهُ ضُرَاطٌ“Namaz için ezan okunmaya başlayınca şeytan, duyduğu sıkıntı ve stresten dolayı kerih sesler çıkararak kaçar.”179 buyurur.
Demek ezan, şeytan ve şeytanî ruhların rahatsızlığa gömülmesine vesile olan çok mübarek bir çağrıdır. İnsanın, şeytan ve şeytanî düşüncelerden arınıp gözyaşları ile namazını eda edebilmesi ve ona konsantre olabilmesi için şuurlu ve içten okunacak bir ezanı dinlemesi çok önemlidir. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) namaz vakti geldiğinde çoğu zaman Hz. Bilal’e doğrudan, “Ezan oku!” demez; “Bizi bir ferahlandır ya Bilal!” derdi.180 Bunun mânâsı, “Şu dünya işleri bizleri sıktı. Hele içimize bir su serp de omuzlarımızdaki bu yükleri atıp bir rahatlayalım ve nefsimize fısıldanan şeytanî vesveselerden bir temizlenelim.” demekti.