İçeriğe geç

Ondan sonra yıkadığı ya da meshettiği her uzuvla beraber ayrı bir isteğini daha dile getirir: Hesap gününde muhasebesinin kolaylaştırılmasını, amel defterinin sağ taraftan verilmesini, saçının ve cildinin ateşten korunmasını, Cenâb-ı Hakk’ın arşının gölgesinden başka sığınılacak bir yer bulunmayan mahşer gününde Arş-ı A’lâ’nın himayesine alınmayı, hayatı boyunca sadece faydalı sözleri dinleyip en güzeline uyanlardan olmayı, Cehennem ateşinden âzâde kılınmayı, ayakların kaydığı o gün Sırat köprüsünde ayaklarının kaymamasını ve Cennet’e yürürken yolda kalmamayı talep eder. Abdesti tamamlarken, “Allahım! Sa’y ü gayretimi bol ihsanlarınla mükâfatlandır; günahlarımı affeyle, beni bağışla, amellerimi makbul kıl, bana kârlı bir ticaret lütuf buyur ve hiç zarar ettirme!” der, sürekli tevbe eden ve temizliği tabiatının bir yanı hâline getirip günahlarından arınan kullardan olmayı diler. Abdestin her safhasında bu mülâhazalara bağlı kalan bir insan adım adım tam bir konsantrasyona yürür.

Zahmetine Rağmen Abdesti Tastamam Almak

Resûl-i Ekrem (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ), ashab-ı kirama: “Allah’ın, hatalarınızı silip temizlemeye ve sizi derece derece yükseltmeye vesile kıldığı şeyleri söyleyeyim mi?” dedikten sonra şunları saymıştır: “(Şartların alabildiğine ağırlaştığı ve) abdestin zorlaştığı durumlarda, zahmetine rağmen eksiksiz abdest almak, arası çok olsa da mescitle ev arasında gidip gelmek ve bir namazın ardından bir sonraki namazı beklemeye koyulmak.” Peygamber Efendimiz, sonra da şu ilavede bulunmuştur:“İşte sınır boylarında nöbet tutma seviyesinde kendini Hak’la irtibatlandırma (ribat) budur.”166

176