Birinci mertebe: Namaza hazırlık adına yaptığımız necasetten ve hadesten tahâretle, en başta, elbisemize bulaşmış pisliklerden, azalarımızı kirleten şeylerden temizlenmiş oluruz.
İkinci mertebe: Abdest almak suretiyle maddî kirlerden temizlenen göz, harama bakmaz; ağız, kötü söz söylemez; el, fena iş yapmaz; ayak, kötülük istikametinde adım atmaz ve bütün azalar bu şekilde günahlardan uzaklaşmış olur.
Üçüncü mertebe: Temizliğin bu mertebesinde kalb, kötü duygu ve düşüncelerden uzaklaşır. Ötesinde ise Rabbin rızasına kilitlenir.
Evet, Cenâb-ı Hak, emir buyurduğu şeylerle insanlara nazar ve teveccühte bulunuyor ve onların kendisine teveccühünü, bu teveccühe vesile kılıyor; “Siz Bana teveccüh edin, Bana yönelin ki Ben de size yöneleyim.” diyor. Başka bir ifadeyle bir insan namazla Allah karşısında iki büklüm ise Allah da ona bakar, teveccüh eder. O, namaz vesilesiyle karşısında bükülmeyen bellere, secde etmeyen başlara, kirli alınlara hiçbir zaman nazar atfetmez.
Râbiatü’l-Adeviyye bu nazar ve teveccühü, “Allah bana teveccüh etmese, ben abdest alıp namaz kılamaz, oruç tutamaz, bu gece Miraç’tır deyip kalkıp onu ihya edemezdim. O’nun teveccühüdür ki beni bu hâle getirdi.” şeklinde ifade eder.