İçeriğe geç

“Peki, bu tamamlanmak istenen nimet nedir?” denecek olursa; Cenâb-ı Hakk’ın insana verdiği her şey bir nimettir. Fakat bu nimetlerin tamamlanması, bir açıdan kulun kendi iradesine bırakılmıştır. Zira ilk yaratılış cebridir; Allah (celle celâluhu) yaratır ve sevk eder; kimseye sormaz. Ama bu nimetlerin devam ve temadisi kulun kendi iradesine bağlıdır. Mesela bugün, hekimlerin de ifade ettiği üzere, damar sistemlerinin elastikiyetinin korunmasında önemli amillerden biri, onların bazen sıcak, bazen de soğuk su ile yıkanmasıdır. Sıcak su, damarların açılmasına yardım eder; soğuk su ise onları büzer. Dolayısıyla insan, abdest aldığı sürece, onların sürekli büzülüp tekrar açılarak görev yapmalarını kendi iradesiyle temin etmiş olur.

Yine abdest ve gusül, vücudun kan dolaşım mekanizmasına katkıda bulunduğu gibi lenf sisteminin uyarılıp harekete geçirilmesine de yardımcı olurlar. Bu sistemin çalışması, yaraların tedavisinde ve mikroplara karşı vücudun korunmasında önemli bir faktördür. İslâm’ın emirleriyle tıp ilmini telif etme adına yazılmış kitapların çoğunda, bu lenf sisteminin uyarılmasının ancak burun ve boyun etrafına verilen su ile mümkün olduğu ifade edilir. İşte Cenâb-ı Hak abdeste bu vazifeyi gördürmektedir.

İnsan vücudunun bütününde olmak üzere statik bir elektrik dengesi vardır. Bu elektrik dengesinin sürekliliği vücut sağlığı açısından çok önemlidir. Bu açıdan vücuttaki bu dengenin korunması gerekir. Bilhassa günümüzde psiko-somatik rahatsızlıklar dediğimiz ruhsal hastalıklar, büyük oranda bedeni de baskı altına almakta ve ona etki etmektedir. Mesela mide ülseri gibi rahatsızlıklar, bu tür etkileşimin bir neticesidir.

185