İçeriğe geç

Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir gün, Bakî’ kabristanına gidip orada medfun bulunan kutlu insanları ziyaret etmiş ve, “Selâm size ey mü’minler diyarının sakinleri! İnşâallah bir gün biz de size katılacağız.” buyurmuştu. Daha sonra da “Kardeşlerimi görmeyi çok arzu ederdim.” demişti. Bunun üzerine ashab-ı kiram, “Ya Rasûlallah, bizler Senin kardeşlerin değil miyiz?” diye sorunca, Resûl-i Ekrem Efendimiz, “Siz benim ashabımsınız; kardeşlerim henüz gelmediler; onlar sonra gelecekler.” cevabını vermişti. Bunun üzerine sahabe efendilerimiz “Ümmetinden henüz gelmeyenleri ötede nasıl tanıyacaksın ya Resûlallah?” dediklerinde, o Şefkat Peygamberi şunları söylemişti: “Düşünsenize, bir adamın alnı ak ve ayağı sekili atları olsa ve onlar yağız ve doru atların arasında bulunsa, o adam kendi atlarını tanıyamaz mı? İşte benim kardeşlerim abdestten dolayı yüzleri nurlu, el ve ayakları parlak olarak gelecekler. Ben havzımın başında onları bekleyeceğim…”171 buyurmuştu.

180