İçeriğe geç

Meselenin bir diğer yönü de şudur: Hz. Peygamber’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) risalet ve nübüvveti temelde, diğer bütün peygamberlerden önce idi. Nitekim O, bir hadislerinde: أَوَّلُ مَا خَلَقَ اللّٰهُ نُور۪ي“Allah’ın ilk yarattığı şey, benim nurumdur.”6 buyurmaktadır. Diğer bir hadislerinde de; “Hz. Âdem henüz çamur ve balçık arasında debelenirken, ben peygamber idim.”7 ferman etmektedir. Demek ki, O’nun (sallallâhu aleyhi ve sellem) peygamber olarak plânlanması, herkesten önceydi. Bu mesele, tasavvufçularca “hakikat-i Ahmediye” unvanıyla ele alınmış ve uzun uzun üzerinde durulmuştur. Onların bu mevzudaki mülâhazalarında hakikat-i Ahmediye, aynı zamanda kâinatın da hakikati olarak işlenmiştir ki, bununla da, Hz. Peygamber’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) büyüklüğü ve en büyük risalete mazhariyeti anlatılmak istenmiştir.

115