Ahzâb Sûresi
“Allah, bir adamın içinde iki kalb yaratmadığı gibi, “zıhâr” yaptığınız eşlerinizi de analarınız yerine tutmadı ve evlâtlıklarınızı da öz oğullarınız olarak tanımadı. Bunlar sizin ağızlarınıza geliveren sözlerden ibarettir. Allah ise gerçeği söyler ve dosdoğru yola O eriştirir.”
(Ahzâb sûresi, 33/4)
Zeyd b. Hârise, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) azatlısı.. o, babasına rağmen Efendimiz’i (sallallâhu aleyhi ve sellem) tercih ettiğinden, Efendimiz de onu evlât edinmiş ve o günden itibaren de belli bir süre kendisine Zeyd b. Muhammed denilmiştir. Kur’ân bu âyeti ile hem böyle denilmesini yasaklamış hem de bilinen şeklin dışında kimsenin kimseye anne-baba olamayacağını ihtar etmiş ve şayet bir kimsenin anne-babası belli ise, artık hiçbir şekilde bir başkasının onun anası veya babası olamayacağını vurgulamıştır. Öyleyse herkes asıl babalarına nisbet edilmelidir.. ve bu âyetin inişini müteakip Zeyd’e, Zeyd b. Hârise denilmiş; Müslümanların eliyle ihtida edenlere de “Mevlâ Fülan” denilmiştir.. Sâlim Mevlâ Huzeyfe misalinde olduğu gibi…
Âyet-i kerimede işaret edilen ikinci bir husus da şudur:
a. Cahiliye Arapları, zeki ve akıllı kimselerin iki kalb taşıdığına;
b. Erkeğin zıhâr yapmasıyla, zıhâr yapılan kadının onun öz annesi gibi olduğuna inanıyorlardı.
İşte âyet, bir çırpıda bu iki inanış biçimini iptal ediyordu.