İçeriğe geç
27. Bölüm

Neml Sûresi

فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِنْ قَوْلِهَا

“(Süleyman) onun (karıncanın) sözünden dolayı gülümsedi…”

(Neml sûresi, 27/19)

Âyet-i kerimedeki “dahk” tabiri kahkaha ile gülmeyi değil de tebessümü ifade eder. Yani, dudaklarda, çok kısa bir süre için beliren birkaç tebessüm çizgisi…

Evvelâ, Hz. Süleyman’la karınca arasında mucizevî bir muhavere geçmiştir ki, bu, Cenâb-ı Hakk’ın ona bahşettiği yüksek bir pâye ve lütuftur. İşte bundan dolayı o da, şükrün davranışlarla ifadesi sayılan “tebessüm”le, hatta sesli ve hareketli tebessümle “tahdis-i nimet” duygusunu seslendirmiştir.

Sâniyen, karınca, bir kısım iş’ar ve işaretlerle Süleyman’a (aleyhisselâm) adalet ve hakkaniyetle muamele etmenin nihâî sınırları hakkında fikir ve düşüncelerini ifade etmek istemiş ve:

يَۤا أَيُّهَا النَّمْلُ ادْخُلُوا مَسَاكِنَكُمْۚ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمٰنُ وَجُنُودُهُۙ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

“Ey karıncalar! Yuvalarınıza giriniz ki, Süleyman ve orduları farkında olmadan sizi ezmesinler.”1 Yani, bunlar insandır, mahiyetlerinin gereği olarak bazen düşünmeden veya farkında olmadan size zarar verebilirler, demiş; Allah’ın bu lütuf kapısını kendisine açmasından ötürü, Süleyman (aleyhisselâm) da, tebessüm edivermiş. Zira bu onun peygamberliğine ait hususî bir lütuf idi ve peygamberane hâlî ve kavlî bir şükür isterdi ve işte Süleyman (aleyhisselâm) sesli tebessüm ve sözleriyle bunu ifade ediyordu.

243