Ankebût Sûresi
“Muhakkak ki namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar.”
(Ankebût sûresi, 29/45)
İnsan, namazını kıldığı ve kıldığı namaz, kendisini fuhşiyat ve münkerattan uzaklaştırdığı hâlde hâlâ bazı hatalar yapması her zaman melhuz ve mukadderdir. “Bütün insanlar hataya açıktırlar. Ne var ki hata yapan bu insanların en hayırlısı da hatalarından çabucak dönüp, tevbe edenlerdir.”1 hadisi bu hakikati ifade adına fevkalâde önemlidir.
Bir insan, namazını kâmil mânâda eda ederse, onun hayatındaki nurlu zaman dilimleri alabildiğine genişler; zulmetli ve karanlıklı anları da daralır. Bast hâlleri daha münkeşif hâle gelir; kabz hâlleri ise âdeta ortadan kalkar. Onun iç dünyasında şeytanlığa, nefsanîliğe açık menfezler daralır; melekliğe, ruhanîliğe açılan kapılar da ardına kadar açılır. Ancak bütün bunlar, namazın şuurluca idrak edilip eda edilmesine bağlıdır.. evet kalbin hoplaması, duyguların şahlanması, içten içe bir ürpertinin duyulmasına bağlıdır. Bu bakımdan إِنَّ الصَّلٰوةَ تَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَۤاءِ وَالْمُنْكَرِ“Gerçekten namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar.” âyetinin resmettiği namaz, kâmil mânâda bir namazdır. Böyle bir namaz ufkunu yakalayamayanların hata yapması ise kaçınılmazdır.
Dipnotlar
- 1 Tirmizî, kıyâmet 49; İbn Mâce, zühd 30; Dârimî, rikak 18.