şu varlıklar ve kâinattır. Elbette, o daimî ve bâki isimler, sayısız cilvelerini, sonsuz, mânidar nakışlarını ve kitaplarını; hem onların sahibi olan Kayyûm-u Zülcelâl’in müşahede nazarına, hem had ve hesaba gelmez canlı ve şuur sahibi mahlûkatın mütalâa nazarına sunmak ve sınırlı bir şeyle sayısız levhayı, bir tek şahısla pek çok şahsı ve bir hakikatle birçok hakikati göstermek için, o mukaddes, ilahî aşka ve kayyûmiyet sırrına dayanarak bütün kâinatı cilveleriyle sürekli tazeliyor, değiştiriyorlar.
Dördüncü Şuâ
Kâinatta görülen hayret verici daimî faaliyetteki hikmetin üçüncü şubesi şudur: Her merhamet sahibi, başkasını memnun etmekten sevinç duyar. Her bir şefkat sahibi, başkasını sevindirmekten memnun olur. Her muhabbet sahibi, sevindirilmeye lâyık varlıkları sevindirmekle sevinir. Her âlicenap kişi, başkasını mutlu etmekten lezzet alır. Her adaletli insan, hakkı sahibine verip müstahak olanları cezalandırarak hak sahiplerini minnettar etmekten hoşnut olur. Hüner sahibi her sanatkâr, sanatını sergilemekle, sanatının, düşündüğü şekilde tesir göstermesiyle ve istediği neticeleri vermesiyle iftihar eder.
İşte bu zikredilen düsturlar kâinatta ve insanlık âleminde cereyan eden temel birer kaidedir. Bu kaidelerin Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinin tecellileriyle gerçekleştiğini gösteren üç örnek, Otuz İkinci Söz’ün İkinci Mevkıf’ında izah edilmiştir. Bu makamda bir özetinin yazılması uygun olduğundan, deriz ki:
Mesela, nasıl ki, çok merhametli, cömert, kerem sahibi, âlicenap bir zât, fıtratındaki yüksek seciyelerin gereği olarak çok muhtaç ve fakir insanları büyük bir yolcu gemisine bindirip mükemmel ziyafetlerle, ikramlarla o muhtaç fakirleri sevindirir. Denizlerde, yeryüzünün etrafında gezdirir, kendisi de memnun bir şekilde seyrederek o muhtaçların minnettarlıklarından lezzet alır ve zevk duymalarından, keyiflerinden memnun olur, bununla iftihar eder.
İşte bir dağıtım memuru hükmündeki insan, böyle küçük bir ziyafet vermekten bu derece memnun olur, bu kadar sevinirse; elbette bütün hayvanları, insanları, sayısız melekleri, cinleri ve ruhları Rahmanî bir gemi olan dünyaya bindirerek; yeryüzünü, türlü nimetleriyle ve