İkinci Mesele
Hakem ve Hakîm isimleri, apaçık bir şekilde Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) peygamberliğine delildir ve onu gerektirir, denilebilir.
Evet, madem gayet mânidar bir kitap, onu ders verecek bir rehber ister, eşsiz bir güzelik, onu görecek ve gösterecek bir aynayı gerektirir ve kusursuz bir sanat, onu sergileyecek bir ilancıyı arzu eder. Her bir harfinde yüzlerce mânâ ve hikmet bulunan bu büyük kâinat kitabının muhatabı olan insanlık içinde de elbette, mükemmel ve büyük bir rehber bulunacaktır ki, o kitaptaki kutsî ve hakiki hikmetleri ders versin, kâinattaki hikmetlerin varlığını bildirsin, hatta kâinatın yaratılışındaki Rabbanî maksatların görünmesine, belki gerçekleşmesine vesile olsun, bütün kâinatta Hâlık’ın hususi bir kıymet vererek görünmesini dilediği kusursuz sanatını, isimlerinin güzelliğini bildirip onlara aynalık etsin, o Hâlık, bütün varlıklara kendini sevdirmeyi arzu ettiği ve şuur sahibi mahlûklarından karşılık istediği için, şuur sahibi varlıklar adına o geniş rubûbiyet tecellilerine engin bir kullukla karşılık versin, karaları ve denizleri cezbeye getirecek, gökleri ve yeri çınlatacak bir teşhir ve takdis nidası ile şuur sahiplerinin nazarını, o sanatların Sâni’ine çevirsin, kutsî derslerle ve talimatla, bütün akıl sahiplerinin kulak kesileceği Kur’an-ı Azîmüşşan’la o Hakem ve Hakîm Yaratıcının ilahî maksatlarını en güzel şekilde göstersin ve bütün hikmetlerinin ortaya çıkmasına, cemâlî ve celâlî tecellilerine en mükemmel şekilde karşılık versin. İşte böyle bir zât, bu kâinata güneş gibi lâzımdır, varlığı zaruridir. Ve bu vasıfları taşıyan, o vazifeleri en mükemmel şekilde yapan zât, açıkça görüldüğü gibi, Resûl-u Ekrem’dir (aleyhissalâtü vesselam). Öyle ise güneş ışığı, ışık da gündüzü gerektirdiği derecede, kâinattaki hikmetler de Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) peygamberliğini gerektirir.
Evet, nasıl ki Hakem ve Hakîm isimlerinin büyük cilvesi, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) peygamberliğini kesinlikle gerektiriyor; aynen öyle de, esmâ-yı hüsnâdan Allah, Rahman, Rahîm, Vedûd, Mün’im, Kerîm, Cemîl, Rab gibi pek çok ismin her biri, kâinatta görünen büyük bir tecelliyle, azamî derecede ve kesinlik mertebesinde onun (aleyhissalâtü vesselam) peygamberliğini gerekli kılar.