bilemediklerinden ve o Samed’in kudretinin cilvesinden gelen umumi kuvvetin nereden idare edildiğini anlayamadıklarından, madde ve kuvveti ezelî kabul ederek Allah’ın eserlerini zerrelere ve onların hareketlerine isnat etmeye başlamışlar. Fesübhanallah! İnsanda bu derece sınırsız cehalet olabilir mi? Cenâb-ı Hakk’ın mekândan münezzeh olmakla beraber her yerde, her bir şeyin yaratılışında her şeyi görecek, bilecek, idare edecek, hazır bulunacak bir tarzdaki fiillerini ve eserlerini; cansız, kör, şuursuz, iradesiz, ölçüsüz ve tesadüf fırtınaları içinde çalkalanan zerrelere ve onların hareketlerine mal etmenin, ne kadar cahilce ve hurafeye dayanan bir fikir olduğunu, zerre kadar aklı bulunanın bilmesi gerekir.
Evet, o maddeci insanlar bir Yaratıcının mutlak birliğinden vazgeçtikleri için, sonsuz ve şüphesiz bir kesrete düşmüşlerdir. Yani bir tek ilahı kabul etmedikleri için sayısız ilahı kabul etmeye mecbur oluyorlar. Bir tek Zât-ı Akdes’in sıfatı ve Zât’ının gereği olan ezeliyeti ve yaratıcılığı, bozulmuş akıllarına sığdıramadıklarından; gittikleri o yolda hadsiz hesapsız cansız zerrelerin ezelî olduğunu, hatta ilahlığını kabul etmeye mecbur kalıyorlar. İşte gel, koyu cahilliğin şu sonu olmayan derecesine bak!
Evet, Vâcibü’l-Vücud’un zerrelerdeki cilvesi, o zerreler topluluğunu gücüyle, kudretiyle, emriyle muntazam ve muhteşem bir ordu hükmüne getirmiştir. Eğer o Başkumandanın emri ve kuvveti bir saniye dursa, çok sayıdaki o cansız, şuursuz zerreler başıbozuklar hükmüne geçecek, belki bütün bütün mahvolacaktır.
Hem insanların bir kısmı güyâ daha ileriyi görüyor gibi, daha cahilce bir aldanmışlıkla, Sâni-i Zülcelâl’in emrine boyun eğen, gayet hoş, nazenin, itaatkâr bir icraat sayfası, emirlerinin bir nakil vasıtası, tasarruflarının zayıf bir perdesi, hoş bir yazı mürekkebi, nazik bir yaratma kalıbı, sanatla yaratılmış varlıkların bir mayası ve hububat tarlası hükmündeki “esîr” maddesini, O’nun rubûbiyetinin cilvesine ayna olduğu için kaynak ve fail kabul etmişler. İnsanı hayrete düşüren bu cehalet, sayısız akıl dışı ihtimali netice veriyor.
Çünkü esîr, maddecileri boğan zerrelerden daha latif, eski felsefecilerin saplandığı heyula tabir edilen “ilk madde” fihristinden daha kesif, iradesiz, şuursuz, cansız bir maddedir. Her şeyde her şeyi görecek,