hararetle, şiddetle ve pek çok tekrar ile tevhidi gösterip şirki ve Allah’a ortak koşmayı müthiş tehditlerle yasaklar.
Evet, rubûbiyetteki ilahî hâkimiyet, tevhid ve vahdeti kesin bir şekilde gerektirdiği, çok kuvvetli bir sebebe ve şiddetli bir gerekçeye işaret ettiği gibi, kâinatın yüzündeki yıldızlardan tut bitkilere, hayvanlara, madenlere, küçük varlıklara ve zerrelere kadar görünen son derece kusursuz düzen ve çok güzel ahenk; o ferdiyete ve vahdete hiçbir şekilde şüphe düşürmeyen doğru birer şahit, açık birer delildir. Çünkü başkasının müdahalesi olsa, kâinattaki bu gayet hassas düzen ve denge elbette bozulacak ve bir karışıklığın neticesi görülecekti.
لَوْ كَانَ فِيهِمٓا اٰلِهَةٌ إِلاَّ الُلّٰه لَفَسَدَتَا ayetinin sırrıyla, kâinatın bu harika, mükemmel intizamı kaybolacak ve her şey birbirine karışacaktı.
Halbuki فَارْجِعِ الْبَصَرَۙ هَلْ تَرٰى مِنْ فُطُورٍ ayetinin işaretiyle, zerrelerden gezegenlere, yeryüzünden arşa kadar hiçbir şeyde hiçbir şekilde kusur, noksan ve karışıklık eseri görülmez. Bu kâinatın düzeni ve varlıkların dengesi, gayet parlak bir tarzda, Ferd isminin en büyük cilvesini gösterir, Cenâb-ı Hakk’ın birliğine şehadet eder.
Hem ehadiyet cilvesinin sırrıyla, en küçük canlı, kâinatın bir örneği ve fihristi hükmündedir; bu yüzden o canlının sahibi, ancak bütün kâinatı tasarrufu altında tutan Zât olabilir. Bir çekirdek, yaratılış bakımından bir ağaçtan geri kalmadığı, bir ağaç küçük bir kâinat ve her bir canlı da küçük bir âlem hükmünde olduğu için; bu ehadiyet sırrının cilvesi, şirki ve Allah’ın mülkünde ortakları kabul etmeyi imkânsız hale getiriyor.
Kâinat, o sır ile, değil yalnız bölünme kabul etmez bir bütün; belki mahiyet bakımından, parçalara ayrılması ve ortakların karışması imkânsız olan, farklı ellerin müdahalesini kabul etmeyen bir küllî hükmüne geçer. Her bir kısmı onun bir cüzü ve ferdi, o da bir küllî hükmünde olduğundan, o icraata başkasının karışması hiçbir şekilde mümkün değildir. Ferd isminin şu büyük cilvesi, tevhid hakikatini bu ehadiyet sırrıyla açıkça ispat ediyor.
Dipnotlar
- “Eğer gökte ve yerde, Allah’tan başka ilahlar bulunsaydı oraların düzeni bozulurdu.” (Enbiyâ sûresi, 21/22).
- “Çevir de bak gözünü, görebilir misin bir kusur!” (Mülk sûresi, 67/3).