hem varlığını hem de birliğini tamamen, apaçık bir şekilde gösterdi. Şöyle gördüm:
Bu kâinat ve yeryüzü, sürekli işleyen büyük bir fabrika ve her vakit dolup boşalan bir han, bir misafirhanedir. Böyle işlek fabrikalar, hanlar, misafirhaneler; pis atıklarla, enkazlarla, süprüntülerle çok kirlenip bulaşık hale gelir ve her tarafta kötü kokulu maddeler birikir. Eğer çok dikkatle bakılmaz, kirlerden arındırılmaz ve süpürülüp temizlenmezlerse içlerinde durulamaz, insan oralarda boğulur.
Halbuki bu kâinat fabrikası ve yeryüzü misafirhanesi o kadar pak, temiz ve kirsizdir, bulaşık şeylerden ve kötü kokulardan öyle arınmıştır ki, içinde lüzumsuz tek bir şey, faydasız tek bir madde ve rastgele bir kir bulunmaz; görünüşte bulunsa da, hemen onu dönüştürecek bir makineye atılır, temizlenir.
Demek, bu fabrikaya bakan Zât çok iyi bakıyor. Buranın, temizliği gözeten öyle bir Sahibi var ki, şu koca fabrikayı ve büyük sarayı küçük bir oda gibi süpürtür, düzene koyup kirlerden arındırır. Evet, bu çok büyük fabrikanın içinde, büyüklüğü ölçüsünde pis atıklar, enkaz artığı kirli maddeler, süprüntüler bulunmuyor. Aksine, büyüklüğü ölçüsünde temizliğine ve kirlerden arınmasına dikkat ediliyor.
İnsan, bir ay boyunca yıkanmaz ve küçük odasını süpürmezse çok kirlenir. Demek ki, bu âlem sarayındaki paklık, arınmışlık, nuranîlik, temizlik; sürekli olarak gerçekleşen hikmetli, dikkatli bir temizleme faaliyetinden ileri geliyor. Eğer o sürekli temizleme, süpürme ve dikkatli bakım olmasaydı, yeryüzünde sadece bir senede yüz binlerce cins hayvan boğulurdu. Ve göklerin sonsuz boşluğunda çarpışan, dağılan, ömrü biten kürelerin ve uyduların, belki sönmüş yıldızların enkazı, yerkürenin, dünyamızın başına, belki başımıza ve diğer canlıların üstüne düşerdi. Dağlar büyüklüğündeki taşları tepemize yağdırır ve bizi vatanımız olan bu dünyadan kaçırırdı. Halbuki eskiden beri gökcisimlerinin parçalanıp yeniden yaratıldığı o yukarı âlemlerden, ibret olsun diye yalnız birkaç göktaşı düşmüşse de hiç kimsenin başına isabet etmemiştir.
Hem yeryüzünde her sene ölüm ve hayatın devridaimi ve mücadelesi sebebiyle yüz binlerce hayvan cinsinin cenazeleri ve iki yüz bin bitki türünün enkazı, toprağın ve denizin üstünü öyle korkunç bir