İçeriğe geç

Herkesin niyeti, Cenâb-ı Hak’la münasebeti ölçüsündedir. Bu açıdan insanlar için farklı farklı niyetlerden bahsedilebilir. Niyetin ilk basamağı, taklidî iman ve İslâm telâkkisiyle yaşayan, işin daha başındakiler için, kişinin, namaz kılacağını, zihin ve kalbinden geçirmesidir. Havassa göre niyet ise insanın, yapacağı işe kilitlenmesi, münhasıran o mülâhazaya bağlı kalması ve bütün duygu ve düşünceleriyle ona konsantre olması demektir. Bunun üstünde, hasların hası diyebileceğimiz insanların niyetine gelince; o, namazın içinde de devamını sağlamak üzere kalbi bütün mâsivâdan (Allah’tan gayrı her şeyden) arındırma demektir. Çünkü maksut O ise, bir kasıtta iki maksut olamaz. Yani kişi, O’nu kastetmiş, maksut olarak sadece ve sadece O’nu hedeflemişse O’nun dışındaki izafî ve hakiki ne kadar maksut varsa hepsini kalb ve kafasından söküp atması gerekir. Bu esnada akla başka bir mülâhaza gelirse o seviyenin insanları döner yeniden tekbir alırlar ve kalblerini boşaltacakları âna kadar da kendilerini zorlarlar. Bediüzzaman Hazretleri ve onun ilk saftaki talebelerinde böylesi bir gayret görülür. Fakat unutulmamalıdır ki bu gayret, şekilde kalmamalıdır. Eğer taklitle, şekil ve suret itibarıyla böyle bir tavır içine girilirse bunun o şahsa kazandıracağı hiçbir şey yoktur.

206