İçeriğe geç

Mü’min, namaz için bütün hazırlıklarını tamamladıktan sonra kıbleye yönelir. Zira o, buna mani durumlar müstesna bütün namazlarında Kâbe’ye yönelmekle memurdur. Bu emir, وَمِنْ حَيْثُ خَرَجْتَ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَحَيْثُ مَا كُنْتُمْ فَوَلُّوا وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُ “Her ne taraftan yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram tarafına döndür. Her nerede olursanız olun ona yönelin.”193 âyetiyle sabittir. Çünkü Kâbe, sırf Allah rızası için yapılmış bir Beyt-i Atik (eski yapı, mescit); yeryüzündeki diğer mescitler de ona teveccüh ve işaret eden birer yapıdırlar. Cenâb-ı Hak, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in, beşerin kıyamete kadar yeryüzünde kıblegâhı, Sidretü’l-Müntehâ’ya kadar da meleklerin metâfı (tavaf yeri) olan Beytullah’ı taş taş üstüne koyup bina etmelerine atıfta bulunarak:

وَإِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِلنَّاسِ وَأَمْنًا وَاتَّخِذُوا مِنْ مَقَامِ إِبْرَاهِيمَ مُصَلًّى وَعَهِدْنَا إِلَى إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ أَنْ طَهِّرَا بَيْتِيَ لِلطَّائِفِينَ وَالْعَاكِفِينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ

“Biz, Beyt’i (Kâbe’yi), insanlara toplanma mahalli ve güvenli bir yer kıldık. Siz de İbrahim’in makamından bir namaz yeri edinin (orada namaz kılın). İbrahim ve İsmail’e, ‘Tavaf edenler, ibadete kapananlar, rükû ve secde edenler için evimi temiz tutun.’ diye emretmiştik.” buyurur.194 Bu yüzden Kâbe’nin Müslümanlar nazarında ayrı bir yeri ve önemi vardır. Bir gün Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), mescidin kıble duvarında bir balgam parçası görür. Bu şekilde bir davranış ağırına gider, kalkıp balgamı kazır ve sonra da şöyle buyurur: “Sizden biri namaza kalkınca Rabbine hususi hitapta bulunur, sanki Rabbi onunla kıblesinin arasındadır. Zinhar kıble cihetine tükürmeyin. (İlla tükürecekseniz bari) sol tarafınıza veya ayağınızın altına tükürün!”195

203