Malûm hadis-i şerifte geçen “elle veya dille müdahale”3 meselesi de sadece “emr-i bi’l-ma’ruf nehyi ani’l-münker” hususunda umum için geçerlidir. Belki belli ölçüde anne baba kendi evlatlarına, muallim kendi talebelerine bu hadis zaviyesinden müdahalede bulunabilir. Fakat elle müdahalenin asıl mercii devlettir. Dille müdahale herkes için söz konusu olabilir; ama orada da üslûp çok önemlidir. Kimse dinden soğutulmamalı, kaçırılmamalı, rencide edilmemeli; herkesin konumuna, durumuna, seviyesine uygun şeyler anlatılmalıdır. Hadis-i şerifte kalbden buğz etme maddesi de vardır ki bunu, yapılan bir kötülüğe katılmama, kalben taraftar olmama, kötülüğü yapanla alâkayı kesme şeklinde anlayabiliriz. Kendini insanlığın hidayetine adayanlar kalbî müdahaleyi dua etme, “Keşke şu insan hidayete erse, kötülüklerden vazgeçse!” diye içinden geçirme şeklinde de anlayabilirler.
Berika’nın müellifi Konyalı İmam Hâdimî, “Bir mü’mini zina hâlinde bile görsen, yanlış gördüğünü düşün. Dön bir kere daha ‘O mu?’ diye kontrol et. O ise, ‘İhtimal yine yanlış gördüm.’ de. Sonra da, ‘Yâ Rabbi! Onu bu çirkin hâlden kurtar, beni de böyle bir şeye düşürme.’ deyip çek git.” diyor. Hz. İmam’a çok hürmetim var; ama o sözünü fazla buluyorum. Bence, gördün ki bir mü’min bir yerde böyle bir hâldedir; tecessüs etmeden sırtını dön; “Allahım! Günahkâr kullarına hidayet et, beni de affeyle.” de ve gördüğünü unut.
Dipnotlar
- 3 Bkz.: Müslim, îmân 78; Tirmizî, fiten 11; Ebû Dâvûd, salât 239.