İçeriğe geç

Hâlihazırdaki şartlar ve mevcut durum, aşk u heyecan adına önemli ve elverişli bir ortam sayılabilir. Şahsî kanaatim, bugün yaşayanlar gelecekteki nesillerden daha avantajlı sayılırlar. Kendi canlılıkları, başkalarına hayat üflemeleri, iç kokuşmalara karşı sıyanet içinde bulunmaları gibi hususlar adına daha şanslı, daha avantajlı sayılırlar. Fakat şu da unutulmamalı ki günümüzün nesilleri kendilerini ayakta tutacak esaslardan, dinamiklerden uzaklaşıyor, onları ihmal ediyor. Farkına varmadan, yavaş yavaş, aheste aheste gelen ve ruhunun içine yerleşen öldürücü faktörlerin farkına varmıyor. Hepsinden kötüsü bunları tabiî gelişmenin bir neticesi olarak kabulleniyor. “Bu bir vetire; dün öyleydi, bugün böyle, yarın başka türlü olacak.” diyor. Tabiî görüyor mânâ adına, ruh adına çürümeyi, solmayı. Ve bu hepimiz için söz konusu. Gerçi Cenâb-ı Hakk’ın kendilerine büyüklük bahşettiği insanlar hayatlarının her karesinde aşmışlar bu vartaları ve değişmemişler hiçbir zaman. Bakın o tabakat kitaplarına; niceleri bütün bir ömür boyu bir yere çardağını kurmuş, atını bir kenara bağlamış, zaman gelmiş sağda solda hadis-i şerif toplamış; zaman gelmiş “Savaş var!” denildiğinde savaşa koşmuş; zaman gelmiş devlet “Sana şurada ihtiyaç var.” deyince, çardağını söküp bineğinin sırtına bağlamış ve oraya gitmiş. İşte bir ömür boyu, değişmeden, bunu aynı çizgide devam ettirme çok önemli bir mesele; Allah’ın bir lütfu bu. Fakat bu aynı zamanda o hareketin ani’l-merkez gücünü de gösteriyor. Hatta o Havâric ve Nevâsıb hareketinde bile ben çok önemli bir dinamizm görüyorum. Sadece orada basiretli dimağlar meseleyi yönlendirmede kusur ettiklerinden dolayı, o çağlayanı zararlı hâle getiriyorlar. Aslında orada coşkun bir iman, müthiş bir heyecan, bir şeyler yapma azmi ve bâtıla baş kaldırma var. Ama dinlemeleri gerekli olan insanı veya insanları dinlememe kusuru onlara ait. Hz. Ali’yi dinleselerdi, birçok ciğersûz hâdise olmayabilirdi.

199