Bu tür fantastik şeyleri ortaya atanlara müceddit değil, müteceddit denilir. Onlara reformist demek daha uygun. Aslında bunların yaptıkları dinin ruhunu hırpalamaktır. Diğerleri ise dinin esasına, usûlüne, ümmehatına dokunmadan, muhkemata sadık kalarak onu yeniden, terütaze duyurma peşindedirler. Yani aradaki mesafeleri aşarak, –Üstad’ın Reşahat’ta dediği gibi– Asr-ı Saadete gidip, O “Zât”ı vazife başında görerek, icraatına bakarak, O’nu yeniden hissetme. Çünkü yenilenme ihtiyacı olan din değil insanlardır.12
Evet, fertler her gün farklı bir menfezden dinî hakikatleri temâşâ etmeliler; etmeliler ve her gün ayrı bir neşve duymalı, ayrı bir huzur soluklamalılar. Sofîlerin de, Üstad’ın da yaptığı ve yapmak istediği şey budur. Ama onların halefleri yenilenme vetiresini gerektiği gibi yakın takibe almış mıdır, bunun her zaman münakaşası yapılabilir.
Geçim Standardı
Televizyon haberlerinde dönem dönem dört kişilik ailenin aylık geçim standardı adına rakamlar veriliyor. Esas alınan ölçüler nelerdir tam bilmiyorum; ama verilen rakamlara bakınca görülüyor ki bu standartları, hele bizim ülkemizdeki insanların yakalaması çok zor. Bununla beraber bu rakamların sürekli tekrarı, haberdeki üslûbun tam olarak ayarlanamaması insanları şükürsüzlüğe, kanaatsizliğe itiyor. Ben hatırlıyorum çocukluğumda insanlar sadece yoğurtla kahvaltı yapıyorlar; ama tarlada, bağda, bahçede hamarat bir şekilde de çalışıyorlardı. İnanın, hiç mübalâğa etmiyorum; çünkü ben de onlardan biriydim. Yoğurtla kahvaltı ediyor, akşama kadar hayvanları güdüyordum. Sabun bulamıyorlardı insanlar, kil ile çamaşırlarını yıkıyorlardı. Bit salgınından kırılıyordu millet. Veba salgını geldiğinde yediden yetmişe birçok insan ölüyordu. Çokları bir öğün yemek yiyordu. Evet –Allah o günleri bir daha yaşatmasın– şartlar çok zordu; ama hiç kimse de hâlinden şikayet etmiyordu.
Dipnotlar
- 12 Bediüzzaman, Sözler s.248 (On Dokuzuncu Söz, Üçüncü Reşha).