Burada bana, “Her şey güllük gülistanlık mı, hiç menfiler ve menfilikler yok mu?” diyebilirsiniz. Uzak ve yakın geçmişimize ait bir sürü örneği de peşi peşine sıralayıp yukarıdaki düşüncelerimden dolayı beni sorgulayabilirsiniz. Ama ben bu çerçeveye girecek örnekleri özel anlamda ele almanın gerekliliğine inanıyorum. Parçalardaki yanlışlıkların bütüne ve genele mâl edilmesini doğru bulmuyorum. Sizin anlayacağınız toptancılık anlayışına karşıyım. Çünkü her kurumda, her zaman genel yapıyı, genel gidişatı zorlayan, genelin aksine kendine bir yön belirleyen ve dolayısıyla ferdî düşünen, ferdî hareket eden insanlar çıkmıştır; şimdi de çıkıyordur; gelecekte de çıkacaktır. Fakat bunlar bu milletin bağrından çıkmış bir kurum hakkında genel ve menfi bir hükme varmayı haklı kılmaz. Zira, birbirinden ayrı meseleler bunlar.
Şimdi Askere Çağrılsam Seve Seve Giderim
Fıtratım itibarıyla bende bazı şeylere karşı hassasiyet çok fazladır. Yaratılışımdan kaynaklanan bu duyarlılığımdan dolayı baskıya ve tahakküme hiç tahammülüm yoktur meselâ. Aslında böylesi bir fıtratın askeriyenin genel geçer kaideleri ile kolayca uyum sağlaması oldukça zordur. Çünkü askeriyenin niçinini, nedenini ve hikmetini kavraması zor, yer yer imkânsız kaide ve uygulamaları vardır. Sözü geçen kaideleri, aklî ve mantıkî ölçülerde bir yere oturtmak ancak bilge kişilerin veya askerî alanda uzman olanların işidir. İsterseniz bunu halk arasında söylenen mesel ile izah edelim: Şeytanın aklı her şeye erdiği hâlde askerliğe bir türlü ermemiş. Anlayamamış, kavrayamamış onu. Dolayısıyla âteşîn bir fıtratın, hayatının en delikanlı döneminde bu yapı ile uyum sağlaması çok zordur.