İçeriğe geç

* * *

Allah-kâinat ve insan meseleleri, Kur’ânî disiplinler açısından gayet vâzıh olmasına rağmen, kadimden beri bir kısım cahillerle, bir kısım maksatlılar, böyle çarpık yaklaşımlarla, hem de tevhid adına, bir yandan âlemi ispat ve Allah yerine ikame etmeye çalışmış, diğer yandan da kâh ulûhiyet hakikatini tahrif, kâh O’nun sıfatlarını inkâr ve kâh O’nu, her şeye sirayet eden bir ulûhiyet-i sâriye şeklinde mütalâa ederek ta’tîle sapmış ve ittihattan, hulûlden dem vurmuşlardır; dem vurmuş ve لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ sözü, لَا مَوْجُودَ إِلَّا هُوَ mânâsına gelmektedir, diyerek tahrifin en sevimsizini irtikâp etmişlerdir.

187