Aslında, İslâm dini, قُولُوا لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ تُفْلِحُوا“‘Lâ ilâhe illallah’ deyin kurtuluşa erin.”6 gibi temel disiplinleri, قُلْ هُوَ اللّٰه ُ أَحَدٌ7 ,وَإِلٰهُكُمْ إِلٰهٌ وَاحِدٌ8 misillü ana esaslarıyla, sürekli tevhid-i ulûhiyeti nazara vermiş ve لَا مَوْجُودَ إِلَّا هُوَ“O’ndan başka mevcûd yok.” veya لَا مَشْهُودَ إِلَّا هُوَ“O’ndan başka meşhûd yok.” gibi sözlerle ifade edilen “vahdet-i vücud” ve “vahdet-i şuhûd” gibi konuları hiç bir zaman temel disiplin olarak söz konusu etmemiştir. Dolayısıyla da bu zengin ve rengin ahvâl, öteden beri hep bir zevk ve hâl işi olarak değerlendirilmiş ve kat’iyen objektif ve bağlayıcı bir esas olarak görülmemiştir.
Dipnotlar
- 6 Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 3/492, 4/63; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef 7/332.
- 7 “De ki: O, Allah’tır. Tektir.” (İhlâs sûresi, 112/1)
- 8 “Hepinizin İlâhı tek İlâhtır.” (Bakara sûresi, 2/163)
185