İçeriğe geç
15. Bölüm

Gurbet

Gariplik, yabancılık, vatandan ayrı düşme mânâlarına gelen gurbet; sofiye ıstılahında, Maksûd’a ulaşabilmek için, o güne kadar alışılagelen dünya ve onun câzibedar atmosferinden uzaklaşma veya o atmosferde uhrevî buudlu yaşama şeklinde yorumlanmıştır ki, buna dünyanın mânevî mimarlarının hâlleri de diyebiliriz ki, hâlden hâle intikal gurbeti, halktan Hakk’a yönelme gurbeti, Hak’tan halka nüzûl gurbeti bu sözcükle zihinlerimizde canlanan ahvâlden sadece bazılarıdır.

Gurbetle alâkalı bir rivayette, urûc ve nüzûlün kahramanı Hz. Ruh-u Seyyidi’l-Enâm (sallallâhu aleyhi ve sellem) “Cenâb-ı Hak nezdinde kulların en sevimlisi gariplerdir.” buyururlar. Gariplerin kimler olduğu sorulunca da: “Din ve diyanetleri adına halktan uzaklaşabilenlerdir ki, Meryem oğlu İsa ile haşrolacaklardır.” şeklinde cevap verilir.1 Seyyidinâ Hz. Mesih’le uhrevîliğin ilk basamağını paylaşmak, Hz. İsa’nın gurbet derinliğini ifade etme bakımından mânidardır.

Garip olarak ölenin şehit olacağına dair de rivayetler vardır ki2 –yurttan yuvadan ayrı düşme mânâlarına da hamledilmesi mahfuz– hâlinden-dilinden anlamayan insanların içinde hâl ehlinin gurbeti; fâsık ve fâcirlerin arasında salihlerin gurbeti; mülhid ve münkirler karşısında îmân ve iz’an ehlinin gurbeti; cahil ve görgüsüzler dünyasında ehl-i ilim ve irfanın gurbeti; suret ve şekil erbabı beyninde mânâ ve hakikat erlerinin gurbeti… gibi garipliklere işaret eder ve:

بَدَأَ الْإِسْلَامُ غَر۪يبًا وَسَيَعُودُ غَر۪يبًا كَمَا بَدَأَ، فَطُوبٰى لِلْغُرَبَاءِ الَّذ۪ينَ يُصْلِحُونَ مَا أَفْسَدَهُ النَّاسُ
61