2. Yararı olmayan ve sahibinin başında sürekli duman duman bir musibet gibi tütüp duran, inkâr, ilhad ve dalâletten kaynaklanan bir gurbettir ki, kabir yolculuğuyla sürüp gideceğinden, hatta öbür âlemde de, hem de çaresiz ve sevapsız devam edeceğinden, zannediyorum en acınacak gurbet de işte bu gurbettir.
3. Ne yararı ne de zararı olmadığı hâlde anne karnından başlayıp, bir mânâda kabre kadar devam eden gurbettir ki, bu gurbet her fâninin kaderidir. Bazı garipler itibarıyla, niyetin hulûsu sayesinde bazen sevaplara vesile olması da söz konusu olan bu gurbet, her zaman ruhta gerekli olan kıvam korunamadığından ötürü, bilhassa Allah’a açık olmayan sinelerde sürekli bir vesile-i hicrandır. Bir şair:
“Bir kimse eğer gurbette bir an dahi kalsa, dağ kadar metin olsa da, saman kadar bile güçlü sayılmaz. Çaresiz garip, yerinde hep sakin bulunsada, vatanı hatırlayınca, hiç durmaz (hep) ah çeker. ……….. Dostların ayrılığından çok şikâyetim var ama, (gel gör ki) bu hikâye bu makama sığmaz.” diyerek gurbet derdinden dâde gelmiş bu kabîl hicran ehline ne hoş tercüman olur.
Dipnotlar
- 5 Tirmizî, daavât 102; Ebû Dâvûd, vitr 25; İbn Mâce, duâ 2.