İçeriğe geç
6. Bölüm

Firaset

Tasavvurda zenginlik, düşüncede tutarlılık, varlığın perde arkasına ıttılâ ve basîretli davranma da diyebileceğimiz firaset; insanın, kalbini kin, nefret, iğbirar, nifak ve ucub gibi.. mânevî hastalıklardan temizleyip, iman, mârifet, muhabbet ve aşk u şevkle bezemesi sayesinde Allah’ın, onun içine attığı öyle bir nurdur ki, ona mazhar olan fert, feritleşir, duyuş ve sezişleriyle derinleşir; hatta başkalarının gönüllerindeki sırlara âşina olup, simaların arkasındaki gerçekleri görebilir.. ve tabiî, eşyanın perde arkasına uyanabildiği ölçüde, “Hazreti Allâmü’l-Guyûb’un mücellâ bir mir’âtı hâline de gelebilir..! Bu mânâdaki firasete işaret sadedinde, gayb ve şehadetin fasih lisanı Ruh-u Seyyidi’l-Enâm: اِتَّقُوا فِرَاسَةَ الْمُؤْمِنِ، فَإِنَّهُ يَنْظُرُ بِنُورِ اللّٰهِ“Mü’minin firaseti karşısında titreyin; zira o bakarken Allah’ın nuruyla bakar.”1 buyurur. Firasetin, îmân nuruyla yakından alâkasını gösterme bakımından يَآ أَيُّهَا الَّذ۪يـنَ اٰمَنُوٓا إِنْ تَتَّقُوا اللّٰهُ يَجْعَلْ لَكُمْ فُرْقَانًا“Ey îmân edenler, eğer Allah’a karşı hep takva dairesi içinde bulunursanız, O size furkân (açık-kapalı, hakkı bâtıldan, doğruyu eğriden, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden temyiz ve tefrik edecek bir kabiliyet, bir ışık) verir.”2 mealindeki âyeti de burada zikretmek uygun olur zannederim.

24