İçeriğe geç
17. Bölüm

İstiğrak

Dalma, içine gömülme, boğulma mânâlarına gelen “gark” kelimesinden türetilmiş istiğrak; kendinden geçme, dünyayı unutma, kalbini dünyevî endişelerden temizleyip bütünüyle Hakk’a yönelme.. ve binnetice vecde gelerek bir mânâda kendini bilemeyecek şekilde dalgınlaşıp hayrete dalmak demektir ki, Hak dostluğuna erip “halvet-i hâssa” ile şereflenenlerin muhabbetten müşâhedeye, müşâhededen muhabbete gidip gelmek suretiyle, ya bütün bütün mâsivâyı (Allah’tan gayrı her şey) gönlünden çıkarıp atma veya Hakk’a im’ân-ı nazar ettiklerinden ötürü O’ndan başkasını “net” olarak tam müşâhede edememe hâlidir. Bu, O’nu “net” olarak müşâhede etmeleri mânâsına da gelmez. Buradaki müşâhede bir “sezi” ve duyuştur.

Bu durumdaki bir sâlik, Allah’da fâni olmanın hâsıl ettiği iç seziş ve duyuşlarla, bütünüyle “cem” televvünlerine gömülür ve artık hiçbir şeyi tam olarak fark edemez.. ki bu hâli idrak edip bu zevki duyanlar bazen Vücud-u İlâhîye istiğraklarını, ya “Ene’l-Hak” ya da سُبْحَانَ مَا أَعْظَمَ شَأْن۪ي sözleriyle ifade edegelmişlerdir. Aslında, bu bir zevk ve hâl işi olmasına rağmen çok defa iltibaslarla hakikat zannedilmiştir.. evet, sâlik bazen, neyin ne olduğunu fark edemez ve bir damla mesabesindeki mahiyetini, içine karışıp kaybolduğu “Ehadiyet” deryası sanır ve yakışıksız şatahatlara girer. Böyle bir zevk ve bu ölçüde bir hiss-i fenâ herkes için söz konusu olmasa da, “seyr u sülûk-i ruhanî”de çokları bu hâli duyar ve yaşar ki, bunlardan bazılarına da “Üveysî meşrep” denir. Bu meşrebe telmih sadedinde merhum Muallim Naci:

“ Bak ne istiğraka sevkettin beni,
Gözyaşı zanneyliyor çeşmim seni”

diyerek hoş bir söz eder. İstiğrakın üç mertebesi vardır:

70