İçeriğe geç
16. Bölüm

İğtirab

Katmerli gurbet de diyebileceğimiz iğtirab; sürekli düzelmeleri bozulmaların takip etmesi ve salâhları fesatların kovalaması; gece-gündüz devridaimi gibi, gönlün biraz aydınlanmasını müteakip hemen yeniden karanlığın bastırması duygusudur ki, hemen her zaman طُوبٰى لِلْغُرَبَاءِ1 muştusuyla serfiraz hizmet erlerinin korkulu rüyaları olagelmiştir.. ve onu, düşündükçe ürpermişlerdir.

Gurbet için de aynı mülâhazalar söz konusu olabilir; iğtirab ya sırf cismanî ya hâlî ve kalbî ya da her ikisinin birden duyulup hissedildiği muzaaf bir yalnızlıktır.

Cismanî iğtirab, tıpkı gurbette olduğu gibi, yurttan-yuvadan, dosttan-ahbaptan uzak kalmaya denir ki, bilhassa, ulaşma yolları bütünüyle bozulup, köprüler de harap olunca, çaresizlikten dolayı ruhları tam bir iğtirab istila eder. Beden insanları için çok defa ölümle neticelenen iğtirab, Allah ve ahirete imanla tadil edilmezse, her zaman tahammülfersâ bir hâdise sayılabilir, imanla, bu müterakim gurbetleri göğüsleyip, sonra da şöyle veya böyle vefat edenlere مَوْتُ الْغَر۪يبِ شَهَادَةٌ“Bu kabîl yalnızların vefatı şehadettir.”2 fehvâsınca, o bir nimettir. Evet o, küfür, ilhad ve dalâletten kaynaklanmıyorsa, “Her ızdırabın bir mükâfatı vardır.” esasına binaen, insanı Cenâb-ı Hakk’a yönlendirdiği ölçüde çok yararlı bir ihsan-ı ilâhîdir. Hatta bazılarınca, imanla yumuşatılmış böyle bir gurbet, ızdırabı çok, mükâfatı sabır ve tahammülünkine denk iç içe öyle tatlı bir belâdır ki, insan onu, zâhirindeki hicrandan ötürü bulanık bir âh u efgânla karşılamasına mukabil, vicdan ona hep: “Gel, gel” der. Bir şairin:

غَرِيبَانِي كِـه حَـالِ مَن بِبِينَند……زَمَانِي بَـرسَـرِ خَاكَم نَشِينَند
غَرِيبَـانـرَا غَرِيبَان يَـاد دَارَند……كِه إِيشَان يَكديِگَررَا يَادگَارَند
خُـدَايَـا چَارَهء بِيچَارَه گَانِي……مَـرَا وَجُزمَرَا چَـارَه تُودَانِي
چُنَان كَز شَبتَر آرِي رُوزِ رُوشَن……اَز اين اَندُه تَر آرِي شَادِيُ مَن
66