İçeriğe geç
12. Bölüm

Gayret

Çalışıp-çabalama, ırz, namus, şeref ve itibarın korunması mevzuunda hassas davranma mânâlarına gelen gayret; mukaddes ve münezzeh ilâhî gayretin ifadesi olan yasaklara karşı duyarlı olmayı ve fuhşiyâttan, münkerâttan uzak durmayı, Cenâb-ı Hakk’ın, kullarını temiz tutması, koruyup-kollaması adına gayreti sayarak, lâakal bir mütekabiliyet mülâhazasıyla, olabildiğince titiz davranmaktır ki, esası bazı ilâhî isim ve sıfatlara dayanan bir huluk-ı Rabbânîdir.

Bu önemli hususu tembih sadedinde Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Sa’d’ın gayretine mi hayret? Ben Sa’d’dan daha gayûrum, Allah da benden…” buyururlar ki; aslı, Allah’ın sevip-hoşgördüğü şeyleri, fevkalâde bir iştiyakla yerine getirip; hoşlanmadığı hususlara karşı da olabildiğince kararlı davranmak ve Zât-ı Vacibü’l-Vücud’un, esmâ, sıfât ve zâtını gönülden sevmek, sevmekle de kalmayıp O’nun herkes tarafından sevilmesi gayreti içinde bulunmak ve Rabb’iyle olan münasebetlerini dünya ve ukbâda her şeye tercih etmek şeklinde hulâsa edebiliriz. Bilhassa, bu son noktayı hatırlatma adına bir hak dostunun, şu heyecan dolu duyguları oldukça mânidar sayılır:

Keşke sevdiğimi sevse kamu halk-ı cihan,
Sözümüz cümle heman kıssa-i cânân olsa..!

Gayret, açık-kapalı münkerâta karşı bir tavır ve ilâhî gayretin bir uzantısı ise, ona Allah ahlâkıyla tahalluk etmenin bir televvünü nazarıyla da bakılabilir. Hazreti Lisan-ı Hakikat:

مَا أَحَدٌ أَغْيَرُ مِنَ اللّٰهِ وَمِنْ غَيْرَتِه۪ حَرَّمَ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ

“Allah’tan daha gayûru yoktur; bu gayretindendir ki O, açık-kapalı fuhşiyâtı haram kılmıştır.”1 diyerek, lâhûtî kaynağına dikkati çekmiş, sonra da:

إِنَّ اللّٰهَ يَغَارُ وَإِنَّ الْمُؤْمِنَ يَغَارُ وَغَيْرَةُ اللّٰهِ أَنْ يَأْتِيَ الْعَبْدُ مَا حُرِّمَ عَلَيْهِ

“Allah gayret tecellîsinde bulunur, mü’min de gayûr davranır; Allah’ın gayreti kulun işleyeceği haramlara karşıdır.”2 fermanıyla, gayretteki mütekabiliyeti ihtar etmiştir.

47