Diğer bir yaklaşımla, ebrâr ve mukarrabînin de gıpta ettiği bu garipler, 4عَضُّوا عَلَيْهَا بِالنَّوَاجِذِ fehvâsınca, halkın dinden yüz çevirdiği bir dönemde, Sünnet’e sımsıkı sarılır.. bid’atlara karşı savaş ilan eder.. duygu, düşünce ve hissiyatlarını hep tevhid anlayışı etrafında örgüler.. ömürlerini Allah’a intisabın zevki, şevki ve hazları içinde geçirir.. Hz. Ruh-u Seyyidi’l-Enâm’a iktidayı, insanları Allah’a ulaştıran bir geminin kaptanına teslim olma şeklinde görür.. ve diğer nisbî intisapları da bu nakş-ı âzamın bir ipliği, bir izdüşümü, bir varyantı ve bir müşiri sayarlar.
Asr-ı Saadet ve âhir zaman vilâyetinin en önemli ve en bereketli bir kaynağı sayılan bu mânâdaki gurbet, câzibesi az, kıymeti çok, sıkıntısı fazla, derecesi yüksek, şatahat ve iddialara kapalı bir ululuk yoludur.. ve her devirde bu tertemiz kaynak etrafında bir avuç nezih gönül ve pak vicdan bir araya gelmiş, cemiyeti saran terslikleri göğüslemiş, ruhlara karşı pusu kurup bekleyen gulyabanîlerle savaşmış; insanları sevgiyle kucaklamış; onları, dünyevî-uhrevî beklentilerine ulaştırmaya çalışmış; sonra da mutluluk adına hiçbir şey tadıp duymadan çekip öbür âleme gitmişlerdir.. çekip gitmelidirler de; zira refah, maddî mutluluk, dünyanın gaye-i hayal hâline gelmesi, onlar için öldüren birer zehir ve onların vefa telakkilerine karşı da bir “çelişki”dir. Böyle zıtlar arenasında “tearuz-tesakut” deyip yaşamaktansa –ki bu kabîl yaşayış gurbet içre gurbet mânâsına bir “iğtirab”dır ve ömürlerini yaşatma zevkine göre planlamış kimseler için ölümden de beterdir– beraetlerini alıp dostların bulunduğu diyara göç etmeyi tercih ederler.
Dipnotlar
- 4 Tirmîzî, ilim 16; Ebû Dâvûd, sünnet 5; İbn Mâce, mukaddime 6.