Esasen neticesi itibarıyla düşünüldüğünde küfür içinde bir Cehennem zakkumu bulunmaktadır ki, âyetin sonundaki fezleke de tek kelimeyle bunu vurgulamaktadır. Bu aynı zamanda latif bir tasvir sayılır ve konuya bir canlılık ve hareket kazandırmaktadır. Daha önce de ifade edildiği gibi istihza kelimesi burada mecaz olarak kullanılmıştır. Cenab-ı Hakk’a istihzanın isnadı muhal olduğundan bu yola tevessül edilmiştir. Bu tasvirde istihza kelimesinin ifadeye kazandırdığı canlılık, يُجَازِيهِمْ عَلَى اسْتِهْزَائِهِمْ “Mü’minlerle istihza ettiklerinden dolayı onları cezalandırır.” ifadesinden çok daha fazladır. Onlar, إِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِئُونَ “Biz istihza ediyorduk.” demişlerdi ki Allah da, buna mukabil اَللّٰهُ يَسْتَهْزِئُ بِهِمْ buyurmuştu. Görüldüğü gibi âyet-i kerimede doğrudan doğruya Cenab-ı Hakk’ın istihza neticesinde onlara mukabelede bulunduğu gayet canlı bir tablo olarak nazarlara arz edilmektedir.
اَللّٰهُ يَسْتَهْزِئُ بِهِمْ cümlesinde, –Cenab-ı Hak için böyle düşünmek, O’na olan saygımıza muhalif olur ama söz konusu bir insan olsaydı– şöyle canlı bir tablo tasavvur edilebilir: Onlar mü’minlerle istihza ettiler. Bunun üzerine o da hemen hızlıca harekete geçti ve onların istihzalarına mukabelede bulundu. Bu mânâlara gelen يُجَازِيهِمْ عَلَى اسْتِهْزَائِهِمْ sözü âyetteki canlılığı ifade etmemektedir. Bu sebeple âyetteki kelimeler dîk-i elfazdan (kelime darlığından) dolayı değil, mecaz-ı aklîye isnad edilmek suretiyle meseleye bu canlılığın kazandırılması için seçilmiştir.