İçeriğe geç

Şöyle ki, Cenab-ı Hak âyetin başında اَللّٰهُ يَسْتَهْزِئُ بِهِمْ, sonunda da وَيَمُدُّهُمْ buyurarak bir taraftan onların istihzalarını yüzlerine çarparken diğer taraftan da onlara taşkınlıkları hususunda mehil vermektedir. Burada zâhiren bir tezat varmış gibi görünse de esasen bu durum, her kâfire karşı Cenab-ı Hakk’ın âdet-i sübhâniyesinin bir tecellisidir. Evet, kâfirlerin dünyada pek çok arzu ve istekleri yerine getirilmekte ve taşkınlıklarında âdeta onlara müsamaha gösterilmektedir. Öyle ki aklın zâhiri nazarında onlar için bütün azap ve nikmet ortadan kaldırılmakta, yerlerine saadet ve nimet verilmektedir. Hususiyle küfürde ileri gidenler için bu husus, Allah’ın değişmeyen bir kanunu gibidir. Cenab-ı Hakk’ın bu icraatı, onlar hakkında istidraç olmaktadır ki, onlar bu şekildeki icraatı gördükçe iyiden iyiye şımarmaktadırlar. Yani Allah bu şekilde hükmünü infaz etmeden önce onlar, kendilerini yaptıklarıyla böyle bir akıbete hazır hâle getirmektedirler. Evet Allah, kâfirlerin başlarından aşağıya nimetleri yağdırmakta, onlar da hiçbir sıkıntı çekmeden ve nikmet yüzü görmeden, maddeten rahat bir hayat sürmektedirler.

319