Burada şu hususa da dikkat etmek gerekir; bu meselenin kesbî yönü onlara aittir.. evet istihza eden kişinin ele aldığı mevzu istihza edilecek bir mevzu değil ise kendisi o duruma düşer. Mesela kâmet ü kıymeti itibarıyla seviyesiz bir insan, çok kıymetli ve büyük bir insanı hafife aldığı zaman dikkatli nazara sahip kimseler nazarında o insanın kendisi maskara oluverir. Mesela birisi kalkıp, –hâşâ– Resûl-i Ekrem’e çamur atmaya kalkışarak O’nun bir kısım ahval-i âliyesini ve etvâr-ı mukaddesesini istihkâr etse ve çok mukaddes, müberrâ olan mübarek ahvalini hafife alsa sadece kendisi maskara olmuş olur. Hâsılı, bir fiil olarak istihzayı ve neticesini, maskara olma durumunu yaratan Allah’tır. Fakat istihzayı fiilen kesb eden onlar olmuştur.
يَمُدُّ kelimesi مَدَّ mâzi fiilinin muzârisidir. Lügat mânâsı itibarıyla “çekmek, uzatmak, ziyade olmak, artmak” mânâlarına gelmektedir. Mesela مَدَّ الْبَحْرُ sözü, “Denizin suyu yükseldi.” demektir. Denizlerin kabarmasına med (مَدّ), çekilmesine de cezir (جَزْر) denilmektedir. Günümüzde her ne kadar med-cezir hareketine “gel-git” denir olmuşsa da bu ifade, med-ceziri tam olarak anlatmamaktadır. Med, denizin kabarması, havzını aşması, dışa taşması ve dışarıya doğru yayılması mânâlarına gelmektedir.