Ayrıca Allah (celle celâluhu), Fâtiha Sûresi’nde إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ “Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden medet umarız.” (Fâtiha sûresi, 1/5) diyerek kulluk arzında bulunan mü’minlere, Bakara Sûresi’nde kendisini tanıtmakta ve onlara ihsanda bulunduğu nimetlerini hatırlatmaktadır. Fâtiha Sûresi’nin son âyetinde zikredilen mağdûbîn (sapıtıp gazaba uğrayanlar) gürûhunun ilâhî gazaba uğramalarına sebep olan hususlar da Bakara Sûresi’ndeki,
يَا بَنِۤي إِسْرَۤائِيلَ اذْكُرُوا نِعْمَتِيَ الَّتِۤي أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَأَوْفُوا بِعَهْدِۤي أُوفِ بِعَهْدِكُمْ وَإِيَّايَ فَارْهَبُونِ “Ey İsrail’in evlatları! Hatırlayın ve düşünün size ihsan ettiğim nimetimi. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki, Ben de size karşı ahdimi yerine getireyim. Ve yalnız Benden korkun!” (Bakara sûresi, 2/40)
âyeti ve devamındaki şu âyet-i kerimelerde teker teker tafsil edilmektedir:
“Ey İsrail’in evlatları! Size ihsan ettiğim nimeti ve vaktiyle sizin atalarınızı diğer insanlara üstün kıldığımı hatırlayın, hatırlayın ve öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse başkasının yerine bir şey ödeyemez, kimseden şefaat kabul edilmez, hiç kimseden fidye alınmaz, hem onlara yardım da edilmez. Hem sizi en feci işkencelere uğrattıkları zaman Firavun’un adamlarından kurtardığımızı da hatırlayın. Onlar sizin dünyaya gelen erkek çocuklarınızı kesiyor, kız çocuklarınızı ise (kötülük için) hayatta bırakıyorlardı. İşte bunda da size Rabbiniz tarafından çetin bir imtihan vardı. Yine hatırlayın ki, sizin geçmeniz için denizi yarmış, sizi kurtarıp gözlerinizin önünde Firavun hanedanını boğmuştuk.