– Eğer bunu O diyorsa sen şahit ol, Muhammed, Allah’ın evvelki elçileri gibi bir elçidir, diye gürledi.
Evet, bunu bir Batılı söylemektedir. Her gün yeni yeni mühtediler, hâlleri ile bize bunu anlatmaktadır. Zira eşya ve hâdiseler içinde insanlar derinleştikçe her şeyin verâsında Allah’ın (celle celâluhu) kudretinin olduğunu göreceklerdir. Bu şekilde de salih daireler teşekkül edecektir. Şimdilerde tefekkür hayatımızda bununla alâkalı yazılmış o kadar çok eser var ki, Rabbim mütalâa ve istifadeye imkân bahşeylesin!
Ruhanî Hayatımız
Meselenin diğer bir önemli tarafı da, bizim ruhanî hayatımız ve mânevi durumumuzdur. Bizler, Rabbimize ibadet etmekle mükellefiz. Namaz kılacak, oruç tutacak, tesbih çekecek, gecenin karanlıklarında Râbia-i Adeviye havasıyla, “Allahım! Bütün gözler uyudu. Sema, yıldızlarla donandı. Yeryüzünün hükümdarları kapılarını kapattılar. Fakat Senin yüce kapın hiçbir zaman kapanmaz. Beni kapından dûr etme. Rahmetini benden esirgeme!” deyip iki büklüm olacağız.
Bir insan, Rabbimizin dergâhına gelirken, içinde böyle yüce hislerle gelirse, kulluk dairesi içinde de salih bir daire teşekkül eder. Bizler evvelâ, iradî olarak nefsimize rağmen bu mevzuda kendimizi zorlamalı, gönlümüzde kendimizi aşmaya çalışmalıyız; sonrası peşi peşine gelir.