İçeriğe geç
43. Bölüm

Eğitim Tarihimizde Medreseler

Soru: Medreselerdeki eğitim sisteminin ezberciliğe dayandığı, buralarda pozitif ilimlerden ziyade dinî ilimlerin hâkim olduğu, bu durumun da Avrupa karşısındaki geri kalışımızın en temel sebeplerinden biri olduğu söyleniyor. Mülâhazalarınızı lütfeder misiniz?

Cevap: Her kemalin bir zevali vardır. Bu zevalden, zamanının eğitim sisteminin temel direkleri olan medreseler de maalesef nasibini almıştır. Eskiden, bugünkü lise ve üniversitelerimizin yerine medreselerimiz ve daha üst seviyede eğitim veren ihtisas ocakları vardı. Bu eğitim müesseselerinin hepsi, kendi devirlerine ait ilmin bütün gereklerini eda ediyorlardı. İlk devirlerde “İbtidâî mektep” (ilkokul) ibtidâî mektepten bekleneni, “İdâdi” (ortaokul) idâdiden istenileni, lise seviyesinde olan “Âlî, Sultaniye” mektepleri de kendilerinden bekleneni belli ölçüde yapıyorlardı. Bu silsilenin en sonunda sistemli ve teşkilatlı olarak teessüs eden “Dârü’l-Fünûn” da çok önemli bir fonksiyon îfâ etmişti.

Ancak son iki üç asır içinde medresenin, devrin gelişmelerine ayak uyduramadığı muhakkaktır. Bu dönemde medresede modası geçmiş bazı ilimlerin öğretilmesiyle yetiniliyordu. Örneğin, İslâmî ilimlerde metodoloji adına okutulması bir bakıma zaruri olan Mantık ilminde bin sene evvel kabul edilen Aristoteles’in mantığı okutuluyordu. İsâgucî, Muğni’t-tullâb, Seyfü’l-gullâb, Şemsiye vs. Vâkıa bu kitapları okumak, ulûm-u İslâmiye’nin büyük bir bölümünün bu ilimlere tatbik edilmiş olması itibariyle bir bakıma mecburiydi. Ancak daha seviyeli ve çağa hitap eden bir eğitim anlayışında bunları da aşmak gerekiyordu. Son dönemde açılan “Medresetü’l-Vâizîn”e Bacon mantığının getirildiğini ve tasavvurî mantığın tatbikî mantığa intikal ettirildiğini müşâhede ediyoruz. Bu değişimler, şöyle-böyle söz konusu geri kalışı az buçuk hissetmenin ifadesi idi.

272