Dördüncü Bölüm FİKİR ATLASI İslâm’ın Ruhu
İslâm’ın Ruhu
Soru: ‘İslâm’ın ruhu’ ifadesi ne anlama gelmektedir?
Cevap: En küçük canlılardan en mükemmel canlı olan insana kadar her şeyin bir ruhu vardır. Beşerî sistemlerin bir ruhu olduğu gibi İslâm’ın da bir ruhu vardır. Kâinatta, mahlukat türleri üzerinde cereyan eden kanunlar, mahiyet itibariyle bir yönüyle ruha benzerler. Tohumlardaki gelişme, sistemler arasındaki itme-çekme gibi kanunlar, eğer haricî bir vücuda sahip olsalardı, üzerinde hükümlerini icra ettikleri türlerin adeta ruhu olurlardı. Bizim ruhumuza gelince o, zîşuur bir kanun-i emrîdir. كُنْ “Ol!”179 emrinden gelir, وَنَفَخْتُ فِيهِ مِنْ رُوحِي“Ona ruhumdan nefhettim.”180 sözünün mâsadakı olarak bir nefha-i ilâhiyedir.
İslâm’ın da bir ruhu vardır. O, bir mânâda, İslâm’da akideden amele, amelden muamelâta, usûlden fürûa kadar bütün parçalar arasındaki derinlik, ledünnîlik, şuur ve âhenktir. İslâm’ın ruhu, en büyük usûl olan “Lâ ilâhe illallah” hakikatinden, füruâtın en küçük meselesine -meselâ yatarken elini başının altına koyup sağ tarafı üzerine yatmak ve,
şeklindeki duayı okumaya- kadar mevcut olan bir umumiliğin unvanıdır. Bu, tıpkı bir ağaçta, çekirdeğinden meyvesine kadar, göz tırmalamayan, şiirimsi bir âhengin bulunması gibi bir şeydir. Evet, İslâm’ın ruhu, usûl-fürû bütün emirlerde o ağaçtaki âhenge benzer şekilde kendisini gösterir.