İstikbal Ve Bize Düşen
Soru: “Şu istikbal inkılâbâtı içinde en yüksek ve gür sadâ, İslâm’ın sadâsı olacaktır.” ifadesinin tezahürü için nasıl bir gayret içinde bulunmalıyız?
Cevap: Her şeyden önce, Rabbimden ümmet-i Muhammed’i daha fazla bekletmemesini ve bu nimetini bizlere lütfeylemesini niyaz ediyorum/edelim. Bu meselede, birisi kulluk vazifesi gereği, diğeri ise Cenâb-ı Hakk’a ait şe’n-i Rububiyet’in gereği olmak üzere iki durum söz konusudur. İkinci şıktan başlayarak soruya cevap vermeye çalışalım.
Evvela, şu istikbal inkılâbâtı içinde en yüksek ve en gür sadânın İslâm’ın sâdâsı olacağını Kur’ân-ı Kerim’de Allah (celle celâluhu) haber vermektedir. Nitekim Cenâb-ı Hak bir âyet-i kerimede, daha evvel Hz. Davud ve Hz. Süleyman’a bahşettiği lütuflarını Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)’e de bahşedeceğini ifade sadedinde şöyle buyurmaktadır: “Allah, içinizden iman edip makbul ve güzel işler yapanlara kesin olarak vaad buyurur ki: Daha önce mü’minleri dünyada hâkim kıldığı gibi kendilerini de hâkim kılacak, onlara kendileri için beğenip seçtiği İslâm dinini tatbik etme gücü verecek ve yaşadıkları korkulu dönemin arkasından, kendilerini tam bir güvene erdirecektir.”129 Bu, ilâhî bir kanundur. İşte bu mevzuda, Allah’ın bizden istediği şeylere tutunduğumuz zaman istikbal inkılâbâtı içinde en yüksek ve gür sadâ İslâm’ın sadâsı olacaktır.