Fenâ’dan Bekâ’ya Geçiş Veya İki Tecelli
Soru: Bediüzzaman Hazretleri’nin, “Ey nâdan nefsim! Bil ki: Çendan dünya ve mevcûdât fânidir. Fakat her fâni şeyde, bâkiye îsal eden iki yol bulabilirsin ve can ve canan olan Mahbub-u Lâyezal’in tecelli-i cemâlinden iki lem’ayı, iki sırrı görebilirsin. An şart ki, sûret-i fâniyeden ve kendinden geçebilirsen…”13 ifadelerini açıklar mısınız?
Cevap: Mevcudatın varlıkları, sahip bulundukları hususlar ve mutlak mânâda meziyetleri Allah’ın varlığına ve birliğine delalet ederler ki bu birinci tecellidir. Yine aynı varlıklar fena ve zevalleriyle Cenâb-ı Bâki-i Sermedi’nin beka ve devamına delalet ederler ki, buna da ikinci tecelli diyebiliriz.
Üstad birçok yerde bu durumu misallendirir. Mesela bir nehir akarken üzerindeki kabarcıklar güneşi aksettirirler. Onlar kaybolup gidince bu sefer arkadan gelen kabarcıklar aksettirmeye başlar. İşte bu hal ve bu vaziyet gösterir ki, bu akisler o kabarcıkların kendi hassaları değil, belki bâki bir güneş var ki kabarcıklar her şeyi ondan alıyor ve gidiyorlar. Arkadan gelenler de aynen öncekilerin durumunu gösteriyorlar. Öyleyse onların içinde mütecelli olan güneş, esas mütecelli olan Şems-i ezel ve ebede delalet etmektedir. Tecellinin birisi budur.
Diğerine gelince, onların fena ve zevali delalet etmektedir ki, bütün bu tecellilere menba ve kaynak olan o güneş hiçbir zaman batmamaktadır. O, gurub etmeyen bir güneştir. Burada sibak ve siyaka göre esas anlaşılması gereken de budur.
Burada iki şey sözkonusudur: