Kurtulmanın Asgari Sınırı
Soru: Bediüzzaman Hazretleri’nin, “Bir tek saat, beş vakit namaza abdestle beraber kâfi gelir.”91 ve “Bu zamanda kebâiri (büyük günahları) terk, ferâizi imtisal eden (farzları yerine getiren) kurtulur.”92 ifadelerini nasıl anlamalıyız?
Cevap: “Bir tek saat, beş vakit namaza abdestle kâfi gelir.” ifadesinin gerçek muhatabı, namazı kendisine adeta yük kabul eden, namaza vakit ayırdığı zaman işinin aksadığına inanan kimselerdir. Namazlarını düzenli olarak kılan bir kimse için meseleyi aynı şekilde düşünmek doğru değildir. Zaten mezkûr cümlenin geçtiği Bediüzzaman Hazretleri’nin Sözler adlı eserinde mesele ele alınırken muhatap olarak namaz kılmayanlar nazar-ı itibara alınmaktadır.
Bu ifadelerden, -öğrenciler veya vazife başındaki memurlar gibi- vakit sıkıntısı yaşayan kimselere, abdest alıp namazların sadece farzını kılabileceklerine bir mânâda ruhsat verildiğini anlıyoruz. İşte böyle bir insan, beş vakit namazın sadece farzlarını kılsa abdestle beraber bir saat kâfi gelir. Ancak bu durum, namazın neşvesine erememiş bulunan, ibadet ü taatten haz alamayan, namazsızlığın, insanın içinde meydana getirdiği ızdırabın ne demek olduğunu bilemeyenler için kolaylaştırıcı mahiyette, dinin “Kolaylaştırın, güçleştirmeyin; sevdirin, nefret ettirmeyin.”93 emrinin ifadesidir.
Sorunun ikinci şıkkında yer alan ifadede ise büyük günahları terk edip farzları yerine getiren insanın kurtulacağı müjdesi verilmektedir. Meseleye ışık tutması açısından Asr-ı Saadet’te yaşanan bir hâdiseyi misal vermek istiyorum. Bedevînin biri Huzur-u Risalet-penahi’ye gelerek Resûl-i Ekrem’den dini kendisine talim etmesini ister. Bunun üzerine Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) ona İslâm’ın temel şartlarını öğretir. Bedevî, Allah Resûlü’nün huzurundan ayrılırken “Vallahi, bundan ne az ne de fazla yaparım!” der. Fahr-i Kâinat Efendimiz ise “Doğru söylüyorsa kurtuldu.” buyurur.94