Allah’ın İki Kitabı: Kur’an Ve Kâinat
Soru: Dünyanın değişik kıtalarına asırlarca adaletle hükmedip büyük devletler kuran Müslümanlar, bugün perişan bir vaziyettedirler. Bizler bu duruma neden düştük ve bu durumdan kurtulmanın çareleri nelerdir?
Cevap: Din olarak İslâmiyet’i yürekten kabullenme, Müslümanlığı hayata hayat yapma çok müstesna bir meziyettir. Allah da (celle celâluhu) buna çok ehemmiyet ve kıymet atfetmektedir. Bunun yanında Müslümanlığın bütünüyle kavranması ise ayrı bir meziyet ve hususiyettir. İslâmiyet, sadece bir yönüyle kabullenildiği dönemlerde gerek içtimaî hayatta gerekse diğer milletler karşısında daima bir kısım problemler ortaya çıkmıştır. O, bütünüyle kavranıp yaşandığı zamanlarda ise bu problemler imkânlar ölçüsünde giderilmiş ve herkesi hoşnut edecek bir seviyeye ulaşmıştır. Bu konuda esas olan, İslamiyeti, Allah’ın maksadına uygun, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) talim dairesi ve selefin bu konuda gösterdikleri gayret esprisi içinde anlamaktır. İnsan, dinin ruhunu anlamadan, kendini bütünüyle ibadet ü taate verse, geceleri hep namaz kılıp gündüzleri de oruçlu bulunsa ve fakat din adına yapılması gerekli olan bir kısım şeyleri ihmal etse kendisinden beklenen seviyeyi yakalamış olmayacaktır. Bunun yanında kişi, Allah’a inandığı halde, dinî vecibelerini yerine getirmiyorsa yine kendisinden istenilen seviyeye ulaşmış olmayacaktır. Meselenin bir bütün hâlinde kavranması için, dinin insan hayatıyla ve mü’minlerin ileriye dönük hamleleriyle alâkalı ne kadar emri varsa, bütün o emirlerin kavranması ve yaşanması elzemdir.