Medreselerin ıslahı mevzuunda her dönemde fikir beyan edenler olmuştur. Tanzimat’ta, Birinci ve İkinci Meşrutiyet’te fünûn-u müspetenin (pozitif bilimler) medrese yoluyla halka mal edilmesi hususu üzerinde ısrarla durulmuştur. Bu milletin dine, diyanete saygısı vardır. Meselâ, astronomiyi medrese yoluyla bu millete telkin edebilirsiniz. Medresede, eline astronomi kitabını aldığı zaman okumaya “Bismillâhirrahmânirrahîm” diyerek başlayacak, “Hâlık-ı Azîm, Sâni-i Kerîm kâinatı muhteşem bir saray hâlinde yaratmış, yıldızları ve nebülözleri mükemmelen tanzim etmiş.” diye tefekkür edecek ve bütün bunları, eski devirlerde olduğu gibi ibadet neşvesiyle yapacaktır. Fakat maalesef o devrin Batı hayranları bu derin anlayışı kavrayamamışlardır. Bugün de fünûn-u müspetenin, dinî hava ve dinî hayat içinde millete telkin edilmesi ve sevdirilmesi hususunda yapılacak ıslahın modası geçmemiştir. Vâkıa, farklı mekteplerin açılmasıyla din ve ilim iki zıt kutup hâline getirilmiştir. Bu çarpışma ve çatışma, milletin ve memleketin hâlâ geriye gitmesinin en mühim sebeplerindendir. Bu mesele yüz sene evvel asrın beyin yapıcısı tarafından hatırlatılmıştır ama maalesef bu mevzuda memleketin ilim, fikir ve teknik adamlarıyla hükümet ricali hâlâ yüz sene geriden gitmektedirler.
208 Bkz. el-Beyhakî, Şuabü’l-iman, 2/270.